Terabithia'yı Hayal Etmek: Filmin Tasarımları
Hayal gücünü kutsayan bir film olan “Bridge to Terabithia”nın prodüksiyon işlemlerinin tamamında yaratıcı yönü güçlü ekipler görev yaptılar. Özellikle de Jess ve Leslie'nin ormanda kurduğu Terabithia ülkesinin ekrana taşınması sırasında yaratıcılığın ve hayal gücünün önemi daha çok ortaya çıktı.
Bu görev başka hiçbir göreve benzemiyordu. Ortada baz alınacak bir harita yoktu. Ayrıca Terabithia ülkesi herhangi bir mitolojiye, özel bir tarihe de dayanmıyordu. Hatta Katherine Paterson'un romanı dahi baz alınamazdı. Çünkü o da kitabı yazarken Terabithia'nın nasıl bir yer olduğunu kısa cümlelerle özetleyip gerisini okurlarının hayal gücüne bırakmıştı.
Ancak durumun böyle olması eşine ender rastlanacak fırsatları da beraberinde getiriyordu. Film yapımcıları Terabithia'yı yaratırken hiçbir ülkeyi veya yaratığı baz almak zorunda değildi. Bu da sınırsız özgürlük anlamına geliyordu. Yaratıkları istedikleri gibi hayata geçirebilirlerdi.
Elindeki senaryoda yazılı olan materyali bir nevi sıçrama noktası olarak kullanan Gabor Csupo, filmin genel tasarımlarının hazırlanmasında detaylı illüstrasyonlarıyla başarısını kanıtlayan bir sanatçıyı devreye sokmaya karar verdi. Csupo'nun düşündüğü bu sanatçı, ülkesi Rusya'dan ABD'ye geldikten sonra sanat yönetmeni olarak çalışmaya başlayan görsel düşünür Dima Malenitchev'den başkası değildi. Malenitchev'in kendi kalemiyle yaratacağı Terabithia vizyonu, daha sonra Weta Digital tarafından baz alınarak, ekran üzerinde üç boyutlu olarak yaratılacaktı.
Gabor Csupo bu tercihinin gerekçesini şu sözlerle açıklıyor: “Dima müthiş bir konsept sanatçısıdır. Onunla saatlerce konuşup, Terabithia'nın nasıl bir yer olması gerektiği konusunda fikirler ürettik. Sevimli görüntüsü olan yaratıklar istemediğimizi ikimiz de biliyorduk. `Benim yerimde Terry Gilliam veya Ridley Scott olsaydı nasıl yapardı?' diye sordum. Bu tip filmlerde görülebileceğinden çok daha fantastik ve beklenmedik yaratıklar olsun istiyordum. Çok sıradışı yaratıklar aracılığıyla hem küçük hem de büyük izleyicileri gerçekten şaşırtmayı hedefliyordum.”
Günümüz çocuklarının görsel evreninin çok geniş olduğunu; sinemasal beğenilerinin bu yüzden seçkin ve farklı olduğunu belirten Gabor Csupo, “Artık video oyunlarının ve inanılmaz karmaşık tasarımların var olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bu derece fantezilerle dolu bir dünyada bizler de ufkumuzu gençlere paralel şekilde genişletmek ve onlara, `Ben bunu daha önce görmüştüm' dedirtmeyecek tasarımlar ortaya koymak zorundaydık” diyor.
Dima Malenitchev yoğun bir çalışma sonucunda ortaya film yapımcılarının beğeneceği yaratık tasarımları çıkartkmayı başardı. Bunlar arasında yeşil yapraklarla kaplı Dev'den, perileri çağrıştıran yusufçuk böceklerine, bol kıllı akbabaya, hepsinden önemlisi de süper hızlı koşan sincap benzeri çirkin canavar Squore'ye kadar her türlü yaratık vardı. Bunların yaratılmasında Jess ve Leslie'nin okulda canını sıkan çocuklar baz alınarak yepyeni bir görünüm verilmişti.
Yapımcı Lauren Levine'nin yaratıklarla ilgili yorumu şöyle: “Dima'nın yaratıkları müthişti. Diğer fantezi filmlerindekilere hiç benzemiyorlardı. Tamamen farklı oldukları gibi çok özel bir dünyaya ait oldukları her hallerinden belli oluyordu. Bu yaratıkların, Jess ile Leslie'nin gerçek yaşamlarından çıkıp gelmiş olmasının çok önemli olduğunu planlamıştık. Dima'nın yaptığı illüstrasyonlar tamamen bu düşünceden yola çıkılarak hazırlanmıştı.”
Walden Media'nın prodüksiyon sorumlularından Alex Schwartz ise şunları ekliyor: “Yaratıkların hepsi son derece sıradışı ve günümüz çocukların beğenisine uygundu. Bu filmin, özellikle genç izleyicilerin gözlerini kamaştıracak gerçek bir görsel şölene dönüşeceğini düşünüyorum.”
Ancak illüstrasyonların hazırlanması, uzun ve yorucu sürecin sadece başlangıcı anlamına geliyordu. Sırada bu yaratıkların Weta Digital bilgisayarlarında yaşayan, soluk alan ve duygu ifade eden formatlara dönüştürülmesi gibi çok zorlu bir süreç daha vardı.
|