
|
Ruh eşittir cin, o da eşittir Altın Pusula...
Daha önce About A Boy filmi ile Oscar'a aday olan Chris Weitz'in gerek yönetmenlik gerekse de senaristlik koltuğuna oturduğu, bilimkurgu ile fantastik ögelerin arasında dolaşan The Golden Compass / Altın Pusula, Türkiye'de `Kuzey Işıkları' olarak yayınlanan fantastik roman serisinin ilki niteliğini taşımakta...
Philip Pullman'ın kitabından esinlenerek uyarlandığı, bu yıl 70. yılı kutlanan Carnegie Ödülleri'nde okurlar tarafından gerçekleştirilen oylamada son 70 yılın en iyi çocuk kitabı seçilen The Golden Compass / Altın Pusula'da paralel evrenlerden ve zamanlardan bahsedildiğine şahit oluyoruz. Hatta öyle ki olayların geçtiği yer bile nedense bize paralel bir evrende, uzak gelecek ile geçmiş arasındaki bir zamanı hatırlatıyor.
Oxford'daki Jordan Koleji'nde yatılı okuyan Lyra ve cini Pantalaimon, bir gün okulu ziyaret eden amcası Lord Asriel ve alimlerin yaptığı bir toplantıyı gizlice gözetlerken toz denen bir şey, kuzeyde havada duran bir şehir ve cinayetle sonuçlanan bir keşif seferi hakkında esrarengiz hikayeler dinlerler. Bir süre sonra ise etraftaki çocuklar kaybolmaya başlar. Lyra'nın en yakın arkadaşlarından birisi olan Roger da çocuk hırsızları olan hamhumlar tarafından kaçırılarak bu durumdan nasibini çok geçmeden alır.Bunun üzerine Lyra'nın velayeti okul tarafından son derece güzel ve etkileyici bir kadın olan Bayan Coulter'a verilir. Lyra başlangıçta buna karşı çıkar ama çok geçmeden herkes gibi o da Bayan Coulter'ın cazibesine kapılır.
Ancak zamanla güzel olduğu kadar da tehlikeli olan Bayan Coulter'ın, Lord Asriel'in düşmanı olduğunu fark ettiğinde onun yanından kaçıp sığındığı Çinganlar'la beraber Kuzey'e doğru bir keşif seferine çıkar. Burası zırhlı ayıların hüküm sürdüğü, gökyüzünde cadıların uçuştuğu ve bir grup bilim adamının hakkında konuşulması bile çok ürkütücü deneyler yaptığı handikaplarla dolu bir yerdir.
Film süresince gözümüze sokularak anlatılan ruh eşittir cin alternatifini her ne kadar kıskanarak izlemiş olsak da, özellikle bu sahnelerin çok iyi anlatıldığını özellikle belirtmekte yarar var. Bu konuyu biraz açacak olursak eğer, bizden farklı olarak ruhlarını, yani cinlerini dışarıda gezdiren insanlardan bahsettiğimizi bir kez daha belirtmemiz gerekecek.
Lyra adlı küçük kız kahramanımızın çocuksu ruhunu, arada şirin bir kediden rakuna, kendini koruma ihtiyacı hissettiğinde ise daha vahşi bir hayvana dönüşebildiğine şahit olduk. Ancak ilginç olan, bu küçük kahramanımızın acı hissetmesi durumunda cininin de o acıyı hissetmiş olmasıydı. Aynı durum tersi için de geçerli tabii.
Filmdeki tek mantıksız nokta ise Lyra'nın cadı Serafina Pekkala'nın, ayı kral Ragnar Sturlusson'un geçmişleri için pusuladan yardım isteyip de, film boyunca ben kimim, nerden gelip nereye gitmekteyim sorusuna cevap aramak için pusulaya başvurmaması.
Lyra'nın dünyasındaki yaşlanmayan, yay kullanan ve uçabilen kadın kahramanları veya zırhlı ve konuşma yetisi kazandırılmış ayıları merak ediyorsanız eğer buyurunuz The Golden Compass/ Altın Pusula'ya…
|
Paylaşım Siteleri, RSS ve XML Servislerimiz
|
|||||||