
|
Cinayet Gecesi: Nihayet güçlü bir senaryo...
Anthony Hopkins'i nasıl bilirsiniz ey ahaliii diye bir giriş yapıp yazıma başlasam sonu nasıl biter çok merak ediyorum doğrusu… Aslında merakım birazcıkta Hopkins için söylenebilecek alternatifler bütününden dolayıdır. Yaşını başını almış olmasına rağmen son derece yakışıklı mı yakışıklı, karizma sahibi, peş peşe gelen başarılı yapıtlara imzasını koyan yetenekli bir oyuncu… Daha ne olsun değil mi ama… Ancak benim asıl bahsetmek istediğim bu yaşlı kurt'un gelmişi geçmişi değil, şu aralar gösterimde olan ve insana film çıkışında wayyyyyyssss ne filmdi beee dedirtecek türden olan filmi…
Oscar ödüllü Anthony Hopkins'in şu aralar beyazperde de gösterilen malum filminin ismini bilmeyeniniz yoktur elbette. Cinayet Gecesi adıyla ülkemizde gösterime sokulan Fracture isimli filmin açıkçası bu denli kuvvetli bir senaryoya sahip olabileceği düşüncesi daha önce hiç aklımın ucundan bile geçmemişti. Evet belki ortada ustaca işlenen bir cinayet vardı ama bununda ötesinde zeki iki adamında kapışması durumları söz konusuydu. Böyle anlarda zafer kimden yana olur? Elbette ki adımlarını sağlam ve ustaca atanlardan… Önemli olan ne de olsa dikkatinizin dağılmamasıdır.
Film genel olarak mültimilyoner aerodinamik mühendisi Ted Crawford ve kaybetmeyi hiçbir zaman sevmeyen, aynı zamanda da mesleğinde sınıf atlamaya çalışan genç avukat Willy Beachum üzerine kurulmuş diyebiliriz. Ted, eşinin kendisini başka birisiyle aldattığını kendi gözleriyle gördükten sonra hükmünü çok geçmeden vermiş ve o gece karısını yüzünden vurarak cinayete teşebbüs etmiştir. Olaylar silsilesi de zaten bu noktadan sonra başlamıştır.Ted, olay mahaline polislerin gelmesini öylece beklemez elbette. Ortada ustaca işlenen bir cinayet söz konusuyken öncelikle delilleri ortadan kaldırması gereklidir nede olsa. Kıyafetler şömine ateşinde yakılacak, silahtan ateş edilen mermiler ustaca temizlenecek, eller kaynar denecek nitelikte suyla iyice yıkanacak ve bir taraftan da beklenen şahısın gelmesi beklenecek. Son aşama ise karısının kendisini aldattığı teğmenin bir anlık boşluğundan yararlanıp silahların ustaca değiştirilmesi yönünde olacak… Ve böylece yapılan planda bütün taşlar yerli yerine oturacak. Bundan sonrasında kim, neyi, nasıl ispat edebilir ki…
Bu arada film boyunca eğlenerek izlediğim 3 detaydan bahsetmeden de geçemeyeceğim. Bunların ilki yaşlı kurt tarafından anlatılan yumurta hikayesi, diğeri mahkeme salonunda koparılan defter sayfalarının çıkarttığı seslerden dolayı tarumar olan avukatın yenilmişlik ifadesi ve son olarak da Crawford tarafından ustaca hazırlanmış olan düzenekte hızla kayıp giden bilyeleri… Ki filmi izlerseniz eğer bu üç unsurun birbiriyle ne kadarda ilintili olduğunu sizde rahatlıkla göreceksinizdir…
Sonuç itibariyle son zamanlardaki vasat ötesi filmlerden sonra böylesine kuvvetli bir senaryoya sahip bu filmi izlemek ruhuma da ilaç gibi geldi doğrusu… Eğer sizde benim gibi bir Hopkins hayranıysanız, psikolojik gerilim sahnelerinden de hoşlanıyorsanız hiç kaçırmadan kendinizi en yakın bir sinema salonuna atın derim… Emin olun bu tercihinizden dolayı hiç pişman olmayacaksınız… Hepinize şimdiden keyifli seyirler…
|
Paylaşım Siteleri, RSS ve XML Servislerimiz
|
|||||||