
|
Radikal kızın aşk kitabı...
18. Yüzyılın ünlü aşk romanı yazarı Jane Austen'ın hayatından yola çıkılarak çekilen Aşkın Kitabı (Becoming Jane) isimli filmin yönetmenlik koltuğuna oturan Julian Jarrold, edebi dehanın basamaklarındaki genç bir kadının hayatını ve eserlerini aşk için nasıl riske attığını, yarı biyografik özelliklerle bezeli bir öyküyle karşımıza getiriyor.
Oysa ki başrollerinde Keira Knightley'in de yer aldığı ve gene Jane Austen uyarlamasından yola çıkılarak yapılan Aşk ve Gurur'un (Pride & Prejudice) sinemalarımızda henüz ikinci yılını dahi doldurmadığı göz önünde bulundurulursa eğer, Austen severler Aşkın Kitabı (Becoming Jane) ile yeni bir tutkulu aşka kısa bir aradan sonra tekrardan merhaba demek durumunda kaldılar.
Özellikle Endüstri Devrimi öncesi İngiliz taşrasındaki yaşam koşulları, toplumsal ve sınıfsal ilişkiler gibi belli başlı konu başlıkları, Aşk ve Gurur'da olduğu gibi Aşkın Kitabı'nda da bilindik tartışma alanları arasındaki yerini başarılı bir şekilde alıyor.Tabii ki benzerlikler de yalnızca bununla sınırlı kalmıyor. Filmin bazı sahnelerinde öyle bir duruma düşüyorsunuz ki bir an için Aşk ve Gurur'u izlediğinizi bile düşündüğünüz olabiliyor. Kaldı ki iki filminde odak noktasında geçim sıkıntısından dolayı çocuklarının gelecekleri konusunda kaygılanan, onları doğru (!) ve mümkünse ekonomik durumu iyi bir erkekle evlendirmeye önem veren anne ve baba var.
Film, 1795 İngiltere'sinin ağır koşullarında, sisteme kafa tutan, para evliliği yapmak yerine aşk evliliği yapmayı tercih ederek, dönemine göre radikal takılan esas kızımız Jane üzerine kurulmuş. Sonuç itibariyle ortada bir esas kız olup da gönül verdiği birisi olmazsa da olmaz zaten.
Esas kızımızın gönlünü çelen Thomas ise Jane'in aksine, Londra'nın asil çevrelerinde yetişmiş, yeri geldiğinde kavga etmeyi yeri geldiğinde ise entelektüel bilgi birimini ortaya koymayı bilen, yakışıklı ve burnu bir karış havada olan bir kişi. Her iki karakterinde çarpışması neticesinde tartışma ve çekişmelerin yaşanacağı da açık bir şekilde ortada. Bu noktada film için öyle çok uzaklara gitmeden bir nevi büyük aşklar kavgayla başlar klişesi üzerine bir yakıştırma dahi yapılabilir.
İkili zamanın sosyal kuralları çerçevesinde olabildiğince flört eder ancak iş evlenmeye geldiğinde ise sorunlar teker teker su yüzüne çıkmaya başlar. Film dönemi fiziksel anlamda izleyicilerle buluşturduğu gibi, sosyal ilişkiler ve bu ilişkiler içinde yol almanın zorluklarını da göstermek amacıyla Austinvari dediğimiz tarzında da hiçbir şey kaybetmiyor hani...
İngiltere'nin ilk büyük kadın romancısı kabul edilen Jane Austen'in yazarlık serüveni oldukça sabır ve güç isteyen bir süreçten geçtikten sonra döneminin en iyi yazarlarından birisi olarak kendini benimsetebildi. Kaldı ki bir kadın olarak yazarlığa soyunmasının getirdiği zorlukları, filmin sonlarına doğru gotik romanın öncülerinden Ann Radcliffe'in yarı münzevi, yarı dışlanmış halinde de net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz.
Aşkın Kitabı (Becoming Jane) isimli filmde yönetmenlik koltuğuna oturan Jarrold , Austen'in kitaplarından ve yazım üslubundan esinlenilerek yazılmış, İngiliz aristokrasisinin içe kapalı, kesin kurallarla sınırlanmış sosyal yaşamını arka plan tasviriyle beyazperdeye uyarlamış. Gerçi her ne kadar yazarın kitaplarında, geleneksel normların yapmacıklığını eleştiren ve bu baskıcı çevreden bunalan karakterlerin sorunları anlatılıyor olsa da, bir süre sonra sistem içerisinde tekrardan yaşama döngüsü devam etmeye başlıyor.
Sonuç itibariyle nükte ve zekanın birleşiminden oluşan tutku ve romantizmin büyülü etkisine kendinizi bırakmak isterseniz eğer hepinize keyifli ve bol tutkulu seyirler...
|
Paylaşım Siteleri, RSS ve XML Servislerimiz
|
|||||||