Google'a Ekleyin
Facebook'ta Paylaş.
Yazar Arşivi      RSS - XML
Dehşet Gecesi'nin hezimeti...
Türk seyircisiyle buluşan Ölümle Dans'ın ardından News Films International'ın yapımcılığını üstlendiği ikinci Türk - Amerikan ortak yapımı olan Dehşet Gecesi (Fall Down Dead) isimli filmin yönetmenlik koltuğuna oturan John Keeyes, her ne kadar Tarantino'nun zeki alaycılığına özenmiş gibi olsa da, beşinci sınıf bir kedi fare uyarlamasıyla karşımıza çıkarak hepimizi deyim yerindeyse dehşete düşürüyor.
Film, işlediği cinayetleri sanatsal birer başyapıt olarak değerlendiren bir seri katil ve kurbanları arasındaki abuk ötesi durumu gözler önüne sererek, seyirciye eğlenceli dakikalar yaşatmaktan da kusur kalmıyor.
Malum filmin ismi Dehşet Gecesi olunca olaylar zincirinin de ona göre gelişmesi söz konusu. Bu nedenle olaylar zinciri de genel bazda elektrik kesintisi, seri cinayetler ve kovalamaca sahnelerinin yer aldığı bir üçlemede ele alınıyor. Kaldı ki Keeyes, mantık hatalarıyla dolup taşan bu üçlemeye filmin her karesinde yer vererek, izleyicide sık sık “Yuh artık burada da bu olmaz ki!” dedirtebiliyor.
İşlediği cinayetlerle adından sıkça söz ettiren seri katilimiz, öldürdüğü kişileri klasik sanatçıların en ünlü yapıtlarına benzer sanat eserleri gibi nitelendirmesinden dolayı basında Picasso olarak nam salar. Garsonluk yapan Christie Wallace'ın (Dominique Swain) da seri katilimizin işlediği cinayetlerden birisine şahit olmasıyla birlikte gerilimli (!) mücadele de ister istemez başlamış olur. Bunu bir nevi katil kim türünde bir oyuna da benzetebiliriz.
Wallace'ın polise haber vermesi sonucu olay yerine gelen polis memurları Stefan Kerchek (Mehmet Günsür) ile Lawrence Kellog (Keith Haris), ilk önce Wallace'ın katil olduğunu zannederler. Kısa süre içerisinde de yanıldıklarını anlayarak şimdiye kadar şahit olmadıkları büyük bir kovalamaca içerisine girerler.
Yalnız çok ilginçtir ki, bütün bu koşuşturmacaların hepsi tek bir geceye nasıl sığdırılır hala anlayabilmiş değilim. Cinayeti işle, polislerle muhatap ol ve adamlarda birkaç deneme yanılmadan sonra tak diye olaya el koysunlar. Peki madem ki bu işler bu şekilde yapılıyor adama sormazlar mı, ee kardeşim madem bu işin böylesi bir kestirme yolu var, biz de hiç yorulmayalım, söyleyin, biz de kullanalım demezler mi? Hani bu işin bu denli kestirme bir yöntemi varsa Hollywood yapımcıları böylesine esrarengiz cinayet sahnelerini çözmek için neden aylar, yıllar harcarlar değil mi ama?
Cevap çok basit aslında… Belli ki yönetmen filmi ucuza mal etmek için elinden gelen her şeyi yapmış ve filmin türüne de gerilim unsurunu ekleyivermiş. Tabii izledikten sonra gerilir misiniz yoksa gerilmez misiniz açıkçası orası sizin güzel keyfinize kalmış bir şey. Korkutmak ve germek amacıyla çekilmiş bir filmin güldürmesinden, dolayısıyla da kasmasından tuhaf bir zevk alıyorsanız eğer Dehşet Gecesi'ni (Fall Down Dead) izleyin ama pek de fazla beklenti içerisine girmeyin derim… Hepinize şimdiden iyi seyirler…
Yazarın Önceki Yazıları
Aloha Sinema

Paylaşım Siteleri, RSS ve XML Servislerimiz
Site Haritası - XML
RSS Feeds

Google'a Ekleyin

My Yahoo'ya Ekleyin

Add to My AOL

Facebook'ta Paylaş.
Add to Technorati Favorites!
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024/768 ve 1280/1024 çözünürlükte görüntülenir.
Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2008   HTML Site Haritası
E-Mail Gönder