Aloha Sinema - 2010 Film Arşivi
 Son Güncellemeler
 Site Haritası
Sherlock Holmes
İzleyici ve Box Office
267.656 izleyici
2.816.223 TL
Sherlock Holmes
Yönetmen Guy Ritchie
Oyuncular Robert Downey Jr, Jude Law, Rachel McAdams, Mark Strong, Eddie Marsan, Geraldine James
Senaryo Michael Robert Johnson, Anthony Peckham
Yapımcılar Susan Downey, Dan Lin, Joel Silver
Prodüksiyon Tasarımı Sarah Greenwood
Görüntü Yönetmeni Philippe Rousselot
Kurgu James Herbert
Kostüm Tasarımı Jenny Beavan, Melissa Meister
Sanat Yönetimi James Foster, Nick Gottschalk, Matthew Gray
Set Dekorasyonu Katie Spencer
Özgün Müzik Hans Zimmer
Yapımcı Stüdyo Warner Bros. Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi 15 Ocak 2010
 Film Arşivi  

İletişim - Bize Yazın

Sherlock Holmes Filmi Yapım Bilgileri

 Sherlock Holmes
Filmde Jude Law'ı Dr. John Watson rolünde: Robert Downey Jr'ı ise Sherlock Holmes rolünde izliyoruz.
Suç yaygın birşey. Mantık ise nadir bulunur...

Sherlock Holmes, en karmaşık gizemlerin kalbindeki gerçeği ortaya çıkarmasıyla ün salmıştır. Güvenilir dostu Dr. John Watson'ın ve gerek eşi olmayan gözlem gücü, gerek sonuç çıkarma konusundaki inanılmaz yeteneği, gerekse yumruklarının kaba kuvveti ile meşhur hafiye her türden suçlunun takibinde eşsizdir.

Ama şimdi Londra üzerinde fırtına bulutları dolaşıyor; Holmes'ün hiç karşılaşmadığı gibi bir tehdit bu... ve tam da aradığı gibi bir mücadele.

Bir dizi vahşi ve ayin özelliği taşıyan cinayetten sonra, Holmes ve Watson tam zamanında yetişip son kurbanı kurtarıyor ve katili açığa çıkarıyorlar: Karanlık güçlerle ilişkisi nedeniyle mahkumları da gardiyanları da dehşete düşüren, insafsız Lord Blackwood, ölümün kendisine hiçbir şey yapamayacağı konusunda Holmes'ü uyarıyor. Gerçekten de, idamı tam da Blackwood'un planlarına uygun işliyor.

Ve tüm işaretler Blackwood'un sözünü tuttuğunu gösterirken, görünüşteki dirilişi Londra'yı paniğe, Scotland Yard'ı paniğe sevk ediyor. Ama Holmes için oyun başlıyor.

Blackwood'un ölümcül planını durdurmak için zamana karşı yarışan Holmes ve Watson'ın daldığı karanlık sanatlar ve şaşırtıcı teknolojilerle dolu dünyada, kimi zaman mantık, suçla savaşta en iyi silah... ama iyi bir sağ kroşe de sık sık işe yarıyor.

Efsanevi dedektif Sherlock Holmes'ü canlandıran Robert Downey Jr., Arthur Conan Doyle'un en ünlü karakterine dinamik ve yenilikçi bir şekilde hayat veriyor. Meşhur zekâsı kadar güçlü dövüş becerilerine de sahip olan Holmes, davanın kalbine inmek için eşsiz yöntemlerini uyguluyor ve başkalarının göremediği şeyleri bulmak için kimsenin düşünmediği yerlere gidiyor.

Jude Law, Holmes'ün uzun süredir iş arkadaşı olan ve evli bir erkek olarak yeni bir yaşama başlamadan önce belki de son davasında Holmes'e katılan Watson'ı canlandırıyor. Rachel Mc Adams, çekici olduğu kadar tehlikeli, Holmes'le yaşadığı fırtınalı ilişki dedektifin çözemediği tek bilmece olarak kalan Amerikalı Irene Adler rolünde. Mark Strong zekâsı ve insaf bilmez hırsıyla yabana atılmaz bir rakip olan Lord Blackwood'u oynuyor. Eddie Marsan, muhteşem Sherlock Holmes'ten etkilendiği kadar ona sinirlenen Scotland Yard Müfettişi Lestrade olarak boy gösteriyor.

Eskimeyen Bir Karakter Yepyeni Bir Macerada

Sherlock Holmes, nesiller boyu bariz olanın ötesini görmenin-hile bulutu ardındaki gerçeği bulup çıkarmanın simgesi oldu. 19. yüzyılın sonlarında yaratılan ve Sir Arthur Conan Doyle'un yazdığı bir dizi öykü ve romanın baş kahramanı olan ve maceraları İngiliz dilinin tarihinde en çok okunan eserler arasında bulunan dahi dedektif, popüler kültürün en uzun ömürlü simalarından biri haline geldi.

“O muhtemelen ilk süper kahramandı, entelektüel bir süper kahraman” diyor Sherlock Holmes rolünü üstlenen, Oscar® adayı oyuncu Robert Downey Jr. “O, yeryüzündeki en tanınmış figürlerden biriydi, muhtemelen hâlâ öyle. O kadar ki pek çok insan Sherlock Holmes'ün gerçekten yaşamış biri olduğunu sanıyordu. Arthur Conan Doyle'un kitaplarına baktıkça, Sherlock Holmes'ün ne kadar zengin bir karakter olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Pek çok konuda çok yetenekli, keman çalıyor, dövüş sanatlarını biliyor, boksör, usta bir sopa dövüşçüsü ve eskrimci. İyilere yardım edip kötüleri yakalama konusunda güçlü bir ahlak anlayışına sahip, o yüzden hayatını hafiyeliğe adamış. Bunu herkese ne kadar zeki olduğunu ya da kimse anlamamışken her şeyi çözdüğünü göstermek için yapmıyor;
aslında o kutsal bir savaş veriyor.”

 Sherlock Holmes
Robert Downey Jr. dünyanın en ünlü dedektifi Sherlock Holmes rolünde oynuyor.
“Sherlock Holmes”ün bu ruhu benimseyen kadrosu ve yapımcıları, karakterin katmanlarını çözmek için Conan Doyle'un dört romanına ve 56 kısa öyküsüne daldılar. “Onu, kökeni olduğuna inandığımız şeye, daha içgüdüsel bir karaktere döndürmeye çalıştık” diyor çocukluğundan beri Sherlock Holmes hayranı olan yönetmen Guy Ritchie. “Onu, sokakları daha iyi bilen biri yapmak istedik. Kimya, dövüş sanatları ve insani durumlar hakkında sorgulayıcı biri. İngiliz toplumunun inanılmaz derecede karmaşık sınıfları arasında kolaylıkla dolaşmayı başarmış. Ama o zamanlar olduğu gibi şimdi de Sherlock Holmes'ün  bir eşi daha yok. Bence bu kadar tutulmasının nedeni bu. Hikâyemiz 1890'lı yılların Londra'sında geçiyor olsa da, yapabildiğimiz kadar güncel hale getirmeye çalıştık.”

Yapımcı Joel Silver, “Bu film, Holmes'ün fazla bilinmeyen ama inanılmaz derecede sinematik ve Conan Doyle'un yarattığı maceralara sadık özelliklerini açığa çıkarıyor” diye anlatıyor.  “Beyazperdedeki önceki Sherlock Holmes uyarlamalarının biraz daha kara dedektif öykülerine çevirdiği öyküler aslında birer serüvendi. Holmes, içgörü ve zekâsıyla Scotland Yard dahil çevresindeki herkesi gölgede bırakan, 1890'lı yıllara özgü bir aksiyon kahramanı aslında.”

“Sherlock Holmes”ün Michael Robert Johnson, Anthony Peckham ve Simon Kinberg tarafından yazılan senaryosu, Lionel Wigram ve Michael Robert Johnson'ın yazdığı orijinal bir öyküden esinlenmiş. Aynı zamanda filmin yapımcılarından biri olan Wigram, çocukken öykülerini okuduğundan beri bir Holmes hayranı. “Yapımcı olduğumda, tüm öyküleri yeniden okudum ve Sherlock'u yansıtmanın yeni bir yolu olduğunu keşfettim” diyor. “Başlangıçta Sherlock'un ne kadar havalı ve eğlenceli olduğunu gösteren bir çizgi roman yarattım. Onun insanlığını, zaaflarını ve dehası nedeniyle karşılaştığı sorunları da vermek istedim; o, şimdi de yaratıldığı gün olduğu kadar orijinal bir karakter.”

Wigram, dünyanın dört bir yanından gelen üyelerin yılda bir kez New York'ta buluşan ve kahramanları hakkında fikir alışverişinde bulunan bir grup Holmes uzmanının oluşturduğu Baker Street Başıbozukları grubuyla konuştu. “Onlarla tanışmak haddimi bildirdi” diye anımsıyor Wigram. “Bir hayranı olarak Holmes'ü tanıdığımı sanıyordum ama hiçbir şey bu insanların uzmanlığı ve bilgisiyle boy ölçüşemez. Filme inanılmaz bir destek vermeleri, beni çok rahatlattı. Başıbozukların finansörlerinden biri ve tanınmış bir Sherlock uzmanı olan Les Klinger, dil ve dönem detayları hakkında bize danışmanlık yaptı.”

Yapımcılar, “Sherlock Holmes”ün, orijinal eserleri bu kadar popüler ve uzun ömürlü kılan türde bir heyecan yaratacak bir sinema deneyimi olmasını istiyordu. Yapımcı Susan Downey, “Günümüz teknolojisiyle, bu inanılmaz vizyonu hakkıyla hayata geçirmenin iyi bir fırsat olduğunu hissettik” diyor. “Adı dışında Sherlock Holmes hakkında pek bir şey bilmeyen koca bir nesil var. Bir de meşhur şapka ve 'Çok basit, sevgili Watson' gibi bu filmde olmayan öğeleri seven, uzun süreli hayranları var. Ama öykülerdeki aksiyonu ön plana çıkararak kaynak malzemeye daha sadık kalacağımızı umuyoruz. Öykülerin ölçeğini, ve kitaplarda anlatılanları alıp beyazperdeye koyduk.”

John Watson'ı canlandıran Jude Law, “Bu, kesinlikle ilk okuduğum zaman öykülerin bana göründüğü türden bir macera” diyor. “Orijinal öykülerdeki zeka oyunları, bilim ve gerilim de var ama romanlardan sadık bir şekilde alınan dövüş ve kargaşa da mevcut. Conan Doyle hayranlarının bundan zevk alacağını umuyorum çünkü ben çok büyük bir hayranıyım ve onun mirasına saygıyla yaklaşıyorum. Bence karakterlere sadık kaldık ama aynı zamanda daha önce hiç gösterilmemiş yönlerini de ortaya çıkardık. Guy Ritchie, öyküleri fiziksel boyuta taşımakta harikalar yaratan ve enerjiyi yüksek tutmakta harikalar yaratan biri.”

Silver katılarak şöyle diyor: “Bu film Victoria devrinde geçiyor ama Guy'ın keskin duyarlılığı ve malzemeye yeni bir açıdan yaklaşması, dram ve gizem katmanlarını beklediğiniz zenginlikte sunarken; beklenmedik aksiyon ve mizahıyla “Sherlock Holmes”ü heyecanlı ve inanılmaz derecede eğlenceli bir sinema deneyimi haline getiriyor.”  

 Sherlock Holmes
Rachel McAdams, Irene Adler rolünde oynuyor.
Dostlar ve Düşmanlar: “Sherlock Holmes”ün Kadrosu ve Karakterleri

“ Bay Holmes, bakış açınızı genişletmelisiniz. Yaklaşan olayların ciddiyetini hafife aldığınızdan endişe ediyorum. İkimiz, tabiatın yapısını değiştirecek bir seyahate çıkmak üzereyiz..”

“Sherlock Holmes” 1890 Londra'sında, gelişen teknolojinin insanlara hizmet ettiği ve yeni olanın, eskinin yerini hızla aldığı şehir dünyanın merkezi gibi görünürken açılıyor. “Yakın geleceğin teknolojilerine karşı hayranlıkla karışık bir merak ve büyüyen bir ilgi var,” diyor Robert Downey Jr. “İnanılmaz gelişmelerin eşiğindeler.”

Ama tüm bu cila ve prestijin altında, 1890'lı yılların Londra'sı, modern toplumun suçlularının aktığı bir bataklık aynı zamanda. Bu da şehri, Sherlock Holmes gibi biri için ideal kılıyor.  Downey sözlerine şöyle devam ediyor: İnanılmaz derecede cazibeli ama bir o kadar da tehlikeli bir şehir ve Holmes her karışını biliyor. Burasının, düşmanla karşılaşacağı, kendi şehri olduğunu hissediyor."

Guy Ritchie'ye göre Downey'nin başrolü kabul etmesi, “Sherlock Holmes” yeni bir yorum getirmenin kapılarını açan anahtar oldu. “Bence Robert mükemmel bir Holmes” diyor yönetmen. “Amerikalı ama İngiliz aksanı kusursuz ve kendisi uluslararası bir havaya sahip. Robert da kendi çapında bir dahi. Çok zeki, hazırcevap ve Holmes gibi bir karakteri doğal şekilde canlandırma konusunda çok rahat.”

Yapımcı Susan Downey, hemfikir. “Holmes'ün hatipliği, sözcükleri ve dili kullanışı, Robert'a çok doğal geliyor. Filmimizde rolün gerektirdiği fiziksel bir gerçeklik de var. Holmes çıplak elle yapılan boks karşılaşmalarına dahil oluyor ve dövüş sanatları çalışıyor; Robert da son altı yıldır bunu yapıyordu. Yani Holmes deyince aklınıza bir anda Robert'ın gelmesi çok doğal bir süreçti.”

Holmes'ün alışılmadık özellikleri ve yeterince vurgulanmamış idealizmi, oyuncuyla örtüştü. Robert Downey Jr. “O bir arketip” diyor. “Onda bir keşiş havası var-niyeti çok saf ve ahlak anlayışı, kararlılığı ve yaptıklarıyla güçleniyor. Yaratıcı bir enerjiden ilham ya da motivasyon almadığını hissettiğinde, üç gün boyunca tek kelime etmediği oluyor. Kendini kaptırdığında ise inanılmaz derecede, insan üstü bir enerjiye sahip oluyor. 'Hiçbir şeyin yolunda gitmediği bir dava kadar uyarıcı bir şey olamaz' diyor mesela. Ve sonunda, Holmes'ün tutkulu merakı ve ayrıntıları görmekle kalmayıp yorumlaması onu eşsiz kılıyor.”

Yardımcısı, işbirlikçisi ve dostu Watson olmasa, Holmes aynı olmazdı. Yapımcılar, Holmes gibi kitaplardaki Dr. Watson'ın da geçmiş sinema ve TV uyarlamalarındakinden daha dinamik bir karakter olduğunu hissetti. “Watson kimi zaman Holmes'ün muhteşem zekâsının yanında geveleyen bir aptal gibi gösterildi” diyor Ritchie, “ama asıl durum bub değil. Watson bundan çok daha önemli biri. İkisi gerçek bir ekip.”

“Sherlock Holmes”te, Watson olabileceği kadar çetin. Wigram karakteri “Afgan savaşından yeni dönmüş bir gazi; yaralanmış ve zorluklar yaşamış,” diye anlatıyor. “Fiziksel açıdan güçlü biri, kendini korumayı biliyor. Holmes gibi çılgın bir dahi değil belki ama gayet akıllı biri.”

Jude Law'un Watson rolünü alması, pek çok yönden Downey'nin Holmes olması kadar önemliydi. “Jude'u seçtikten sonra başka birini Watson rolünde hayal etmemiz imkânsız görünüyor,” diyor Ritchie. “İyi görünen bir Watson istedim. Onun pasif bir gözlemci değil, Holmes'le eşdeğer ortaklık kurmuş bir kahraman olmasını istedim. Conan Doyle'un da bir dereceye kadar bunu amaçladığına inanıyorum.”

Jude Law çocuğukluğunda öyküleri okuduğundan beri Holmes ile Watson'ı tanıyor ve Watson'ın şimdiye kadar keşfedilmemiş kalmasına çok şaşırıyor. “Şiddetli bir savaşta bulunmuş, dehşeti ve fiziksel acıyı yaşamış” diyor oyuncu. “Bu askeri geçmişi aklımda tutarak, onu Holmes'ün daha serseri, eksantrik amatörüne karşı daha resmi, yontulmuş bir profesyonel olarak sunmak istedim. Ama Watson etrafta şaşkın şaşkın dolaşmaktan çok uzak; aksiyonun tam ortasına dalıyor ve bazen Holmes'ün önüne geçiyor.”  

Araştırmalarında Holmes'e katılmanın yanında, Watson Sherlock Holmes öykülerinin de anlatıcısı. “Watson olmasaydı, Holmes olmazdı; çünkü Holmes yaptıklarını asla anlatmaz ama Watson her adımda onun yanında,” diyor Downey.

 Sherlock Holmes
Jude Law ile Robert Downey Jr filmin bir sahnesinde...
“Watson bu harika adamın ipuçlarını olağanüstü bir şekilde birleştirmesini izlerken seyircinin gözü olmuştur hep” diye açıklıyor Law. “Birlikte çözdükleri davalarda ellerini kirletiyor tabii ama Holmes fotoğrafik hafızasını ya da olanları anlama yeteneğini konuşturduğunda ağzı açık kalıyor.”  

Dostlukları, hem iş hem de özel yaşamlarında önemli bir rol oynuyor. “Çok yakınlar ve bunun nasıl oluştuğunu gösteriyoruz” diyor Ritchie. “Ortaklıklarında bol miktarda mizah, biraz kıskançlık ama gerçek bir yakınlık ve içtenlik var. Dengeyi sağlamak için birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar; Holmes yaratıcı bir dahi, Watson ise ahlaki açıdan daha tutarlı ve disiplinli olan kişi.

Downey ve Law karşılaştıkları andan itibaren, performanslarına yansıyan zengin bir işbirliğine girdiler. “Robert ve Jude çok sıkı dostlar oldular” diyor Silver. “Perdedeki kimyaları çok güçlü. Neredeyse telepati diyebileceğimiz bir uyum içindeler ve karakterlerin ortaklığını harekete geçiren harika bir dinamizm yaratıyorlar.”

Downey “Jude çok zeki ve oyun sever biri” diye ekliyor. “Karşılaştığımız anda, birbirimize fikir yağdırmaya başladık. Aynı dilden konuşuyorduk, biraz tuhaf bir dil. Ne yaptığını çok iyi biliyor ama bir yandan da yeni şeylere açık. Bu karakterlerin ve dostluklarının hakkını vermek için ekip olarak çalıştık.”

Law “Bence role getirmek istediğim -ve Guy ve Robert'ın getirmemi bekIediği- şey Holmes'ün yang'ına karşı bir yin'di” diyor. “Robert'la birbirimizin karakterlerini, kusursuz bir bütün oluşturacağımız şekilde nasıl dengeleyebileceğimizi konuştuk. Kitaplarda iki karakterin  birlikte bu kadar güçlü olmalarının nedeninin birbirlerini desteklemeleri, dostluklarının köklü olması olduğu anlatılır. Kimi zamanlar çok komik de olabiliyorduk çünkü Holmes ve Watson birbirlerini kızdıran yanlara da sahip.”

Holmes'ün tespit konusundaki yeteneği, onu Scotland Yard ve Eddie Marsan'ın canlandırdığı baş müfettiş Lestrade için bir müttefik ve rakip haline getiriyor. Marsan “Lestrade bir devlet memuru ve Holmes'ün tersine her şeyi kitabına uygun yapıyor,” diyor. “Aynı tarafta çalışıyorlar ama bundan dolayı her zaman rahat değiller. Ama Lestrade'ın zamanında Londra'da suçlu sıkıntısı yaşanmıyor; Holmes'ün yöntemlerini onaylamıyor ama suçların çözüldüğünü görmek istiyor. Bu konuda da en büyük desteği Holmes'ten alıyor.”

Downey “Holmes, suçla savaş yöntemleri konusunda kimsenin kendisinin seviyesinde olmadığını farkında; o yüzden birilerinin onun elde ettiği sonuçlara ulaşması pek mümkün görünmüyor,” diyor. “Bence bu konuda kendiyle gurur duyuyor. Bu da kendine saygısının kaynağı- çektiği acılar büyük. Gerçekten yararlı olmak istiyor.”

Ama Holmes ve Watson'ın ortaklığı, Watson Kelly Reilly'nin canlandırdığı Mary Morstan'a aşık olup onunla evlenmeyi planladığında, şaşırtıcı bir darbe alıyor. Reilly, “Mary Watson'ı çok seviyor ve kendisini bir tehdit olarak gören Holmes'e hayranlık duyuyor” diyor. Holmes Watson'ın evlenmesi ve taşınması durumunda, ortaklıklarının tehlikeye gireceğini düşünüyor... gerçekten de öyle olabilir.”

Holmes, Watson'ın Mary ile yeni bir yaşam kurma konusunda çok kararlı olmasından dolayı sarsılmış durumda.  “Holmes, Watson'ın neden sahip olduklarının ötesinde bir şeyler istediğini anlayamıyor” diyor Susan Downey. “Film boyunca, birbirlerine ihtiyaç duydukları ortaya çıkıyor. Watson Holmes'ü dengeliyor. Pek çok yönden, gerçek dünyayla bağlantısı.”

“Holmes yalnız bir yaşam sürüyor ve kendini sonuca varma sanatına adamış” diyor Wigram. “İşini engelleyebileceği için aşka inanmıyor. Ve evlilik ya da bir kadınla herhangi bir ilişki onu ilgilendirmiyor.  O bunun için çok sıra dışı biri.”

Bu durumun istisnası, Irene Adler. New Jersey'den gelen bir Amerikalı olan Adler, yasaların sınırlarını zorlayan, zamanın ötesindeki cesur bir kadın. Sherlock Holmes öykülerinde devamlı bir karakter olmayan Irene, Conan Doyle'un  “Bohemya'da Bir Skandal” adlı kısa öyküsünde, Holmes'ü alt eden tek kadın olarak, akıllarda kalıcı bir şekilde okurların karşısına çıktı. Wigram “Onu Mata Hari gibi, erkekleri baştan çıkaran bir tür gizli ajan olarak hayal ettim,” diyor. “Holmes'ün kalbini kıran ve aklında yer eden biri olarak öyküde yer almasının harika bir fikir olacağını düşündüm.”

Holmes'ün büyük aşkını ve yumuşak yanını canlandırması için yapımcılar Rachel McAdams'ı seçtiler. Ritchie, “Rachel bana ideal bir Irene gibi göründü.,” diyor. “Şirin görünümün altındaki sinsi yılanı harika bir şekilde canlandırdı. Ona güven olmaz. Gırtlağınıza bıçağı dayarken bile gülümsüyor. Tatlılığı, erkeklerin dünyasında yol almak için kullandığı bir paravan.”

“Irene gizemli biri; onun gizlerini aralamak eğlenceli oldu,” diyor McAdams. “Irene ve Holmes arasındaki ilişki sıra dışı ve hareketli; birbirlerini sevmek ve birbirlerine güvenmemek arasında ince bir çizgide yürüyorlar. Irene anı yaşıyor. O dönemde pek rastlanmayan bir şekilde, erkek gibi yaşıyor; o nedenle kadınsılığıyla pervasız ve tehlikeli doğasını dengelemem gerekiyordu.”

Irene, Holmes'ün dikkatini dağıttığı kadar, ona zorlu bir bilmece de sunuyor. Lord Blackwood'un planlarından fırsat bulduğu kadarıyla tabii... Blackwood'un başlangıçtaki suçları -kurban ayinleri gibi görünen, genç kadınların öldürüldüğü cinayetler- Holmes için çok kolay bir dava oluşturdu. Ancak Blackwoood'un ölümden dirilişi ise, Holmes için mükemmel dava anlamına geliyor.

Spiritüalizmi kullanan Blackwood, dünyayı ele geçirmek için kötülüğün güçlerini kullanan güçlü bir karanlıklar lordu olarak tanıtıyor kendini. Wigram “Victoria döneminde, ruhlar dünyası büyük ilgi çekiyordu” diye anlatıyor. “O zamanlar, Aleister Crowley ve Rasputin gibi insanlar, dünyamızın ötesine ulaşan güçlere sahip olduklarına insanları inandırma konusunda çok iyiydiler. Holmes, Blackwood gibi birinin foyasını meydana çıkarma fikrini çok çekici buluyor.”

Blackwood rolünü üstlenen Mark Strong, “Lord Blackwood, Holmes'ün mistik ve habis bir karşılığı,” diyor. “Karanlık sanatlarla uğraşıyor ve insanları, ölümden dönebildiğine inandırıyor. Bunu yaparak Londra halkını dehşete düşürüyor ve doğaüstü bir varlık olduğuna insanları ikna ediyor. Aynı zamanda, vaktinden önce icat ettiği şeyler var. Bir bilim adamı ve pratik biri olan Holmes için ilginç bir çelişki oluşturuyor. Blackwood'un gizemli bir karakter ve tehlikeli biri olmasını istedim. Yaptığı korkunç şeylerin bir nedeni var. Onu, Holmes için değerli bir rakip haline getirdiğimi umuyorum.”

“Sherlock Holmes”, “Revolver” ve “RocknRolla”dan sonra Ritchie ve Strong'un işbirliği yaptığı üçüncü film. Ritchie, oyuncunun Holmes'e zorlu bir mücadele sunacak olan Blackwood rolünün gerektirdiği ağırlığa sahip olduğunu hissetti. Yönetmen “Mark muhteşem bir bukalemun” diyor. “Abartılı bir repliği inanılır hale getirebilecek sayılı oyunculardan biri. Bu da dramatik ve heybetli bir karakter olan Black.wood için gereken bir şeydi.”

Blackwood'un doğaüstü kisvesi altında çevirdiği işlere rağmen, “Holmes her seferinde mantığın yanında olan ve tuhaf olanın ardında basit bir açıklamanın olduğuna inanan biri,” diyor Downey. “Blackwood'un yaptığı her neyse bilimsel olarak açıklanabileceğine inanıyor. 'Elinde veri olmadan asla teori üretme. Sonunda teorini gerçeklere uydurmak yerine, gerçekleri teorine uyacak şekilde eğip bükmeye başlarsın,' diyor. Sahip olduğu saf mantık Holmes'ü başkalarından ayırıyor ve Blackwood'u durdurabilecek tek kişi olmasını sağlıyor.”

İlk Saldırı Noktası: “Sherlock Holmes”ün Aksiyonu

“Yanımda tamamen güvenebileceğim birinin olması, benim için büyük fark yaratıyor.”

Kitaplarda olduğu gibi filmde de Holmes ve Watson kendilerini korumayı biliyorlar ve becerileri sık sık sınava tabi tutuyorlar. Holmes becerikli bir dövüşçü; bu özelliği, onu “Sherlock Holmes”ün başrol oyuncusu ve yönetmeniyle bağdaştırıyor. Yıllarca dövüş sanatları çalışmış olan Downey ve Ritchie, Holmes'ün ayırt edici dövüş tekniğini ortaya çıkarmak için birlikte çalıştı. “”Doyle romanlarda buna Baritsu adını veriyordu; 19. yüzyılda Bartitsu adı verilen, Edward William Barton-Wright'ın yarattığı bir jujitsu melezi,” diye açıklıyor Downey.  “Jujitsu Guy'ın dövüş sanatı seçimiydi. Benimkiyse Wing Chun Kung Fu. Film için dövüş sanatı stillerimizin bir bileşimini yarattık.”

Yoluna çıkan düşmanlarını saf dışı bırakmakta etkili olan Holmes, işçi sınıfının uğrak yeri olan, Panç Kâsesi adlı pub'daki boks ringinde ter atmasıyla da biliniyor. Burada, heyecanlı bir kalabalığın önünde ringe çıkan Holmes, David Garrick tarafından canlandırılan, McMurdo adlı iri kıyım boksörle yumruk yumruğa geliyor ve zekâsı ile kas gücünü gösterme fırsatı buluyor.

“Çıplak elle boks yapılan ring, Holmes'ün düşünmeye gerek duymadığı tek yer,” diyor Downey. “Ama burada bile düşünüyor: dövüşü nasıl kazanacağını düşünüyor ama hayatındaki meseleleri bir kenara bırakıyor. Kişisel ilişkiler ringe girmiyor. Sadece siz ve rakibiniz varsınız.”

Downey'le birlikte yıllar boyunca Wing Chun Kung Fu çalışan ve dövüş sahnelerinin hazrılanmasına yardım eden danışman Eric Oram, “Panç Kâsesi, Holmes'ün yeteneklerini geliştirdiği, hatalar yaptığı ve güçlü rakiplere karşı teknikler denediği bir yer,” diye anlatıyor. “Dövüşün ilk yarısında çok az güç kullanıyor. Ancak rakibi sınırı geçtikten sonra bir ders vermek istiyor.”

Watson da birden fazla kez gerekliliği görüldüğü üzere, dövüşmeyi biliyor ancak o, Holmes'ün akıcı dövüş stiliyle karşılaştırıldığında daha kavgacı. “Watson hayat mücadelesi verilen, yakın dövüşlere alışmış,” diyor Downey. Tarzı Holmes'ünkinde daha yaygın olsa da en az onun kadar etkili. Aslına bakarsanız, Holmes'ün en iyi sonuca varmak için fazla düşündüğü yerde, Watson işe yarar herhangi bir aletle vuruyor.”

Dublör koordinatörü Franklin Henson “Watson bir savaş gazisi ve hareket halinde düşünmeye alışmış,” diyor. “Ani bir yumruk atabiliyor ve bir sokak dövüşçüsüne yakışır şekilde, rakibini indirmek için gereken her şeyi -kafa, dizler, dirsekler- kullanıyor.”

Law, dövüş sahnelerine katılmaktan çok hoşlandı. Oyuncu, “Guy gibi eşsiz bir göze sahip olan birinin ellerinde olduğunuz zaman standart bir dövüş sahnesi çekmediğinizi fark ediyorsunuz,” diyor. “Dövüşün ardındaki hikâyeyi anlatmak için sürekli yeni bir yol arıyor ve ne istediğini gayet iyi biliyor. Bu yüzden çok eğlendik.”

Görüntü yönetmeni Philippe Rousselot, dokuları görünür kılmak ve dövüşleri gerçek birer fiziksel deneyim haline getirmek için aydınlatma ve kamera teknikleri kullandı. Rousselot “Guy izleyicinin filmde yer alıyormuş hissine kapılmasını istiyor,” diyor. “Panç kâsesi dövüşü iyi bir örnek.  Minik bir ter damlasından her bir darbenin rakibin vücudu üzerindeki etkisine ve kalabalıktaki hareket dalgasına kadar der ayrıntıyı hesaba katmak çok önemliydi.”

Ritchie bu sahneleri, Holmes'ün dövüş sırasındaki düşünce zincirini açıklamak için de kullandı. Bunu, Rousselot'yla birlikte Phantom adlı, aşırı bir ağır çekim efekti yaratan, yüksek hızlı bir kamera kullanarak başardı. “Phantom bir saniyelik çekimi alıp 40 hatta 50 saniyeye çıkarıyor,” diyor yönetmen. “Kamera çok kısa sürede büyük miktarda bilgiyi almasıyla  Holmes'ün beyninin nasıl işlediğini göstermek için ideal. Bir saniyeye muazzam miktarda bilgiyi sıkıştırabildik böylece.”

Ritchie, oyuncularla, Oram ve Henson'la ve dövüş koordinatörü Richard R. Ryan'la birlikte, yapımı henüz tamamlanmamış Tower Köprüsü'nü simgeleyen çok katlı bir setteki anahtar bir aksiyon sahnesi için yoğun provalar yaptı. Ortak yapımcı Steve Clark Hall “Büyük bir dublör ekibiyle yakın çalışma içindeydik,” diye belirtiyor. “Robert'ın yapabileceklerinin -ki kayda değer miktardaydı-farkındaydılar ve onun güçlü yanlarından yararlandılar. Bu sahnelerde bu derece yüksek yoğunluktaki aksiyonun üstesinden gelmek, tam bir ekip çalışması sayesinde gerçekleşti.”

Ritchie, dövüşün karmaşasının sahnelere yansıdığından emin olmak için, prova ve doğaçlamayı stratejik bir şekilde harmanladı. “Filmi sert yapma konusunda yaratıcı bir karar aldım, o nedenle sahnelerde aşırı koreografiden kaçındım,” diyor. “Her şeyi konuştuk ama doğaçlama için de yer bıraktık. Fazla mükemmel görünmesini istemedim.”

Bu bakış açısı, Tower Köprüsü sahnesinde yoğun miktarda çalışan Rachel McAdams'a cazip geldi. Aktris “Guy her şeyi düzensiz tutmak ve bu fantastik dünyada gerçeği korumak istedi,” diyor. “Bu dönem söz konusu olduğunda her şeyi rafine etme eğilimine kapılmak her zaman mümkün ama Guy aynı zamanda alt alta üst üste ve güncel olmasını sağladı. Guy'la birlikte bu filmi çekerken hızlı ve isabetli, aynı zamanda daima açık ve esnek olmayı öğrendim.”

Elbette ki mizah da aksiyonun önemli bileşenlerinden biri olarak tüm aksiyon sahnelerinde yerini aldı. Ritchie “Ayakları yere basan anların yanında hafif sahneler de gerekiyordu,” diyor. “O yüzden biz devam ettikçe komik sahneler daha komik, karanlık sahneler daha karanlık oldu.”

221B Baker Street'ten Tower Bridge'e: Sherlock Holmes'ün Londrası'nı Parça Parça Yaratmak

Bunun baskül ve asmalı köprünün ilk birleşimi olduğunun farkında mısınız? Ne çalışkan bir imparatorluk!

Sherlock Holmes'ün  Londrası'na elle tutulurmuş hissi vermek isteyen Guy Ritchie, geçmiş ve yeniliklerle dolu geleceğin kesişim noktasında bir şehir -yeni ve cesur mimarinin eskisi üzerine eklendiği, genişleyen ve sert bir yer- yarattı. “Sanayi Devriminin merkezi olan Londra, heyecan ve yaratıcı enerjiyle doluydu,” diyor Ritchie. “Victoria devrindekilerin yaptığı en hırslı şeylerden biri olan Tower Bridge inşa ediliyordu.”

Robert Downey Jr. “Flm, Britanya İmparatorluğu'nun zirvede olduğu günlerde geçiyor,” diye ekliyor. Modern çağın eşiğinde olmanın hissiyle, teknolojik gelişmelere karşı büyük ilgi vardı.”

Holmes'ün dünyası için tasarımın her yönüyle hem otantik hem gerçeğe dayalı olması ve aynı zamanda taze bir bakış açısı getirmesi gerekiyordu. Kıyafet tasarımcısı Jenny Beavan “Bu, film için anahtar niteliği taşıyordu,” diyor. “Bana, eski Holmes'ün simgesi haline gelen ünlü şapkadan kaçınmam söylendi,” diye devam ederek bu şapkanın Conan Doyle'un sözcüklerinden değil öykülerden birinde kullanılan eski bir illüstrasyondan geldiğini belirtiyor. Bizim Holmes'ümüz dağınık ve pejmürde bir görünüşe sahip. Giydilerini çıkardığında yere fırlattığı ve giyeceği zaman yerdeki yığından aldığı izlenimi veriyor. Örneğin, Watson ve nişanlısı Mary ile yiyeceği yemek için ceket giyiyor ama gömlek ve kravat seçimi biraz yanlış. Giysilerinde bit pazarı hissi var.”

Wigram “Filmde olduğu gibi kitaplarda da Holmes'ün haftalarca odasından çıkmadığını, kanepeye uzanıp hiçbir şey yapmadığını anlatıyor,” diyor. “Öyleyse, biraz dağınık görünme ihtimali var. Bohem biri; o nedenle gardrop seçimine alışılmamış, romantik bir açıdan yaklaştık. Dönemin beyefendisi ya da iş adamı gibi değil, sanatçı ya da şairi gibi giyindiğini hayal ettik; Rolling Stones'un Victoria devrindeki halini düşünüyordum,” diye gülümsüyor.

Holmes'ünkinin tam zıttı olan Watson'ın gardrobu düzenli, şık, yeni ve bakımlı. Afganistan'daki savaştan yeni dönmüş eski bir asker olarak, giyim anlayışı askeri geçmişini yansıtıyor. “Tüvitler Watson'a bir sağlamlık, ağırbaşlılık katıyor,” diyor Beavan. “Üç parçalı takımları kahverengi ve mavi tonlarında; erkeksi ve Watson'a yaraşır şekilde silindir şapka takıyor.”

Irene Adler'ın kıyafetleri de detaylıydı. Irene için Beavan orantik 19. yüzyıl kıyafetleri üzerinde oynama yaptı. “Kesimler ve desenler dönemi yansıtıyor ancak güçlü renkler -sarsıcı pembeler ve maviler-kullanarak onları vurguladım,” diye açıklıyor Beavan.

Kıyafet tasarımcısı Irene'i Panç Kâsesi sahnelerinde siyah dantel bluzlu mavi kıyafet gibi daha yumuşak renklerde ve kaçtığı sırada giydiği pratik tüvit elbiseyle donattı. Irene'in elbiselerinin kumaşları arasında ipek ve kadife vardı. Beavan'ın en yaratıcı kreasyonlarından biri, Irene'in ceketiydi. Elbisenin kabarık eteğine uyum sağlayacak şekilde açılan ceket, silah saklamak için geniş yenlere sahipti. Irene'in taktığı birkaç şapka arasında, iki küçük melon şapka da vardı.

Irene'in yumuşak yanını ve uluslararası tarzını göstermek isteyen Beavan, leylak ve altın tonlarında bir ipek kimono tasarladı. “Atölyemde ideal malzemeyi bulduğum için şanslıydım,” diye anımsıyor. Bu hafif çiçek desenli, ipek bir damaskoydu. Boyadığımızda, desen ayrılarak kumaşa boyut kattı.

Rachel McAdams'ın karakteri Irene Adler ve Kelly Reilly'nin canlandırdığı Mary Morstan'ın mücevherleri ise taklit değil, Londra'daki Old Bond Street'te bulunan  Symbolic & Chase'den Martin Travis'in getirdiği antika mücevherlerdi. Parçalar arasında özel koleksiyondan alınmış 47 karatlık bir sarı elmas (filmde Irene bir prensten çalıyor); 19. yüzyıldan kalma elmas bir madalyon ve Mary'nin taktığı, Holmes'ün ise onu patronundan ödünç aldığı sonucunu çıkardığı 19. yüzyıl yapımı bir elmas gerdanlık var.

“Kıyafetler inanılmazdı” diyor McAdams.  “Karakter hakkında kafanızda uyanan sorulara yanıt verecek tüm detayları barındırıyordu. Irene'in nasıl mücevherler taktığını ve nasıl bir parfüm kullandığını görebiliyordum. Kıyafetler de inanılmazdı. Dönemin detayları ve insanların buna harcadığı enerji gerçekten büyüktü.”

Set tasarımcısı Sarah Greenwood benzer şekilde Ritchie'nin vizyonunu yansıtmak için Victoria dönemi İngilteresi'nin geleneksel betimlemelerinden kaçındı. “Film eğlenceli. Hayat dolu, hızlı ve enerjik,” diyor. “Başlangıçtan beri aklımızda bu unsurları tasarım sürecine eklemek vardı.”

Greenwood ekibiyle çalışarak otantik bir görünüşe ve hisse sahip setler yaratıı. “Holmes, fantastik setlerle çevrili olacak kadar eksantrik bir karakter,” diyor. “Bu sayede, tasarımı biraz esnetebildik. Asıl mesele dönemi yakalayıp öyküyü anlatmak için ortamı kullanmaktı.”

Prodüksiyon tasarımcısının ve ekibinin önündeki en büyük zorluk filmin büyüklüğüydü. Greenwood, “Lağıma, Parlamento Binası'na, Chatham Dokları'ndan mezarların ürkütücülüğüne, Holmes'ün odalarına gidiyoruz,” diye tarif ediyor.

Bu muazzam ölçek, bir dizi otantik lokasyonun, İngiltere'de hazırlanan setlerin ve bilgisayar destekli görüntülerin kullanılmasıyla sağlandı. Daha sonra filmin ayrıntılı iç setlerinin bazılarında stüdyo çalışmaları için prodüksiyon.

Clark-Hall “Guy dışarı çıkıp gerçek mekânda çekmeye alışmış ve bu konuda çok verimli,” diyor. “Sokaklarda olmak size hareketi imkânı sağlıyor. Mekân kontrolü gibi konularda zorluk çekiyorsunuz. Ama özellikle Londra gibi tarihi bir şehirde ölçek bakımından çok şey elde ediyorsunuz.”

Yapımcılar Londra, Liverpool ve Manchester'daki mekânları kullanarak, 19. yüzyıl sonundaki Londra'yı yarattılar. “Bu büyük bir zorluktu çünkü Sarah Thames, eski şehir ve Parlamento bölgeleri civarında büyük ölçekli alanlar arıyordu. Pek çok modern gelişme gerçekleştiğinden, bulmak çok zor oldu,” diye anımsıyor Clark Hall. Biz de Londra'nın yanında Liverpool ve Manchester'da da çekim yaptık ve tüm bu detayları birleştirip kendi Victoria Londra'mızı yarattık.

Law “Bu filmdeki mekânlar hayret uyandırıcı,” diyor. “Burada doğup büyüdüm ve hiç gitmediğim ya da görmediğim yerlere gittik-Londra'nın, Manchester'ın ve Liverpool'un Vctoria ve Edward dönemlerinden kalmai kaldırım taşlı köşeleri... Bu filmin çekimleri sırasında ülkem hakkında çok şey öğrendim.”

Filmde, Holmes ve Watson -sert ve endüstriyelden resmi ve gösterişliye- Londra kültürünün her katmanından geçiyor. Film, Holmes ve Watson'ın, genç bir kızı öldürmesini önlemek için Blackwood'u durdurdukları 12. yüzyıldan kalma Aziz Bartholomew Kilisesi'nin derinliklerine iniyor. Prodüksiyonda kullanılan diğer seçkin İngiliz mimarisi örnekleri arasında St. Paul Katedrali; Şehrin en eski ve en ünlü özel kulüplerinden Reform Kulübü, one of the (Conan Doyle da üyeydi); Greenwich'teki Eski Deniz Akademisi; Thames'e bakanb Somerset House ve Blackwood'un dirilişinin şaşkınlık yarattığı Kensington'daki Brompton Mezarlığı bulunuyor.

En iddialı setlerden biri -çalışır durumdaki bir 19. yüzyıl mezbahasındaki takip sahnesi-Greenwood ve ekibinin Londra'da, East End'deki kullanılmayan bir depoya inandırıcı ve vahşi bir makine labirenti kurmasıyla gerçekleştirildi. Set bıçaklar, testereler ve zincir hatlarından asılı kancalarla donatıldı.

Holmes ve Watson araştırmalarını sürdürürken kendilerini Blackwood'un adamı, Oran Gurel'in canlandırdığı Luke Reordan'ın dahiyane fakan gizemli deneyler yaptığı bir laboratuvarda buluyorlar. Londra'nın Spitasfields bölgesindeki bir bina, duvara iğnelenmiş  Latince ve İbranice notlar; tavandan sarkan haçlar ve pagan semboller; kesilip biçilmiş kurbağalar ve farelerle Reordan'ın acı çeken zihninin fiziksel karşılığına dönüştürüldü.

Greenwood, “Reordan'ın laboratuvarının karmaşasında bir düzen var ama bunu anlamak Holmes gibi biri harcı,” diyor. “Laboratuvarın Jules Verne'in eserlerinden fırlamış gibi çok fantastik görünmesini istemedimI. Her şeyin gerçekçi göründüğünden emin olmak önemliydi.”

Reordan'ın laboratuvarındaki destansı dövüş ve takip sahnesi, devasa bir geminin imal edildiği bir tersaneye sıçrıyor. Bu yüzleşme sırasında, Holmes ve Watson, Blackwood'un dev cüsseli yardakçısı Dredger'la (profesyonel güreşçi Robert Maillet) karşılaşıyorlar.

Bu büyük set Londra'nın dışındaki Chatham Tarihi Dokları'nda inşa edildi. Konstrüksiyon ekibinin sol yarısını inşa ettiği bire bir ölçekli gemi bir araya getirildiğinde, metricconverterProductID70 metre70 metre uzunluğunda, metricconverterProductID4,5 metre4,5 metre yüksekliğinde, orta kısmında ise metricconverterProductID9 metre9 metre yüksekliğindeydi. Geminin yüksekliği, post prodüksiyon aşamasında arttırıldı.

Geminin ön inşaatı beş hafta sürdü. Chatham'da bir araya getirilmesi de bir beş hafta aldı. Greenwood'un ekibi; sahne sırasında mekânda çöken yolları, sallanan platformları ve kırılan ahşapları yaratan  özel efekt departmanıyla yakın temas halindeydi.

Prodüksiyon İngiltere'de bittikten sonra, ekip Williamsburg, Brooklyn, New York'taki Macy Avenue'de bulunan setlerde çekim yapmak için Atlantik'i geçti. Devasa mekânın içinde üç anahtar set inşa edildi: Panç Kâsesi'nin tavanarası, Sherlock Holmes'ün 221B Baker Street'teki evi ve Londra'nın ünlü Tower Bridge'inin 1890'da inşa edilirkenki hali.

Holmes'ün çıplak elle boks karşılaşmalarına katıldığı Panç Kâsesi'nin üzerindeki tavanarası odası, Holmes'ün meditasyon yaparken Lord Blackwood'u saran gizemi çözmeye çalıştığı küçük ve pis bir yer. Greenwood yönetmenle birlikte, Holmes'ün Blackwood'un spiritüalizmini araştırmasını yansıtan türde imgeler yaratmak için çalıştı. “Elimizde Blackwood'un planında kullandığı gizli bir mezhep olan Dört Düzen Tapınağı ile ilgili pek çok simge ve imge var,” diye açıklıyor.

Ekibin yarattığı en önemli setlerden biri, Holmes'ün 221B Baker Street'te Watson ve ev sahibeleri, Geraldine James'in canlandırdığı Bayan Hudson'la paylaştığı dairedeki odalarıydı. “Burası Bayan Hudson'ın yirmi, belki otuz yıl önce dekore ettiği bir oda; o nedenle Holmes taşındığından beri biraz eski püskü olmuş,” diyor Greenwood. “Burası alışılmış bir Victoria evi değil; tam tersi. Holmes gelip her şeyi karman çorman etmiş.”

Döneme has mobilyalar, perdeler ve pek çok eşya bit pazarlarından, antikacı dükkânlarından ve kiralama kurumlarından alınarak Baker Street'teki evin dekorasyonu için İngiltere'den New York'a getirildi.  “Buradaki tüm eşyaları İngiltere'den getirdik çünkü Victoria dönemi İngiltere'si, aynı dönemdeki Amerika'dan oldukça farklı,” diyor set dekoratörü Katie Spencer. “Elde etmesi çok zor olan, belli bir tarzı var..”

Dairedeki bu dağınıklık ve karmaşa, Conan Doyle'un, Holmes'ün dağınık kişisel alışkanlıkları ve dedektifin inanılmaz ve karmaşık zihni hakkında yazdıklarını açığa çıkarıyor. Ritchie “Her şeyin yolculuklarını, insanlığa dair sorgulayıcı yapısını, kimyayı, fotoğrafçılığı... kısaca Holmes'ün ilgisini çekmeye layık her şeyi yansıtması gerekiyor,” diye açıklıyor.

Sayfası kıvrılmış kitaplar, gazeteler, Yakın Doğu'dan alınmış resimler, ödenmemiş faturalar, Britanya haritaları, anatomi çizimleri, Ortadoğu halıları, kaplan postu, yarısı yenmiş yemekler ve Watson'ın anlayışlı köpeği Gladstone, Holmes'ün evinde bulunabilecek şeylerden bazıları. Mesleğinin gereği olarak kılık değiştirmek için kullanılan peruklar, bıyıklar ve sahte burunlar ve Holmes'ün dövüş antrenmanları için kullandığı doldurulmuş bir post da var.

“Ufak ayrıntılar ama onun için bunlar çok önemli,” diye açıklıyor Downey. “Bu küçük dokunuşlar sette rahatlamanızı sağlıyor. Yaptığı iş, uzun süre yalnız kalmasını gerektirebiliyor ama eğer oyalanacak bir şeyler yoksa, bu, ölümden beter bir şey. O yüzden Baker Street sıkıntıdan ölmemesi için gereken her şeye sahip.”

Katie Spencer “Robert gibi çevresini umursayan, dekorları hayal bile etmediğimiz şekillerde kullanan bir oyuncuyla çalışmak harikaydı,” diyor. “Robert her şeyin orada bulunmasının, dekor olmanın ötesinde bir nedeni olmasını istiyordu.”

Greenwood, Spencer ve tasarım ekibi, sete, Sherlock Holmes tutkunlarının Conan Doyle öykülerinden tanıyacakları bir sürü “sürpriz yumurta” yerleştirdi. Bunlardan bazıları Sherlock Holmes'ün gizli yazı yazmakta kullandığı limon suyu, camla kapatılmış arı yuvaları  ve dönemin eğitimli kesimi arasında popüler bir ilgi alanı olan freneoloji (kafatası bilimi) çalışmaları için ayrılmış bir alan. Robert Downey Jr. “Fİlmde pek çok Doyle-izm örnekleri var,” diyor.”Filmde böyle öğeleri yalnızca set tasarımında değil senaryoda da epeyce kullandık.”

Watson'ın, yine Baker Street'te bulunan ve stüsdyoda inşa edilen bürosu; duvarda dizili diplomalarıyla, aristokrasi tablolarıyla, kılıç şeklindeki mumluklarla ve düzenli şekilde yerleştirilmiş tıbbi teçhizatla, Holmes'ünkinden çok daha düzenliydi.

Stüdyoda inşa edilen setler sadece iç mekânlar değildi. Filmin en büyük seti, finaldeki dövüş sahnesi için hazırlandı: Tower Bridge. Londra'nın en büyük simgelerinden biri olan Tower Bridge, adını ve 61 metrelik ikiz kulelerinin tasarımını 244 metrelik köprünün kuzey ucunda bulunan Londra Kulesi'nden alıyor.  1890'da, yarı yarıya inşa edilmiş olan Tower Bridge, çelik gövdesi ve yürüme platformlarıyla filmin son çarpışması için görsel açıdan çarpıcı ve tehlikeli bir ortam oluşturuyor.

Tower Bridge seti, daha sonra özel efekt ekibi tarafından 1890 Londra'sı ve Thames Nehri'yle ilgili devasa görüntülerle doldurulacak olan yeşil ekran arkaplanına karşı inşa edildi. Wigram, “Günümüz teknolojisiyle, Londra'yı bir karakter olarak yeniden inşa etmeyi başardık,” diyor. “Gerçek bir yer gibi görünüyor. Harika bir ekibe sahiptik ve dönem Londra'sını daha önce hiç görülmediği haliyle inşa ettiğimizi umuyoruz.”

Mark Strong “Guy Londra'yı çok iyi tanıyor ve bu konuda fazla kuruntulu değildi,” diyor. “Film belli bir zaman ve mekânda geçiyor olsa da Guy kendi vizyonunu işin içine kattı ve bu da inanılmaz bir enerji verdi. Sherlock Holmes ve Guy Ritchie'yi bir araya getirmek bence dahiyane bir fikir. Guy bu karışıma çok yeni ve dinamik bir şeyler kattı.”

Dram, eğlence, aksiyon ve entrikaya eşlik eden ve bu unsurları güçlendiren son tasarım öğesi, Hanz Zimmer'in müziği oldu. “Guy'la çalışarak Parlamento'nun koridorlarından boks ringine, bir katedralin altındaki gölgeli mezarlara, Holmes ve Watson'ın yol aldığı farklı dünyaların tonunu yakalamak harikaydı,” diye yorumluyor Ritchie'yle ilk kez çalışan Zimmer. “Bu öyküde o kadar çok katman ve kişilik var ki müzik için farklı bir yaratma imkânı bulduk.”

Ritchie, “Hans ve ben müzikte yeni bir yaklaşım benimseme konusunda hemfikiriz. Müzik kendi kimliğini oluşturdu ve 'Sherlock Holmes'e modern bir his verme konusunda yaratıcı sürecin önemli bir parçası oldu.”

Silver son olarak şunları söylüyor: “Holmes hayranlarına hitap edecek ve Holmes tarzı serüvenleri yeni bir nesle tanıtacak bir film yapmak için yola çıktık. Bence bunu harika bir şekilde başardık. Bu harika, çılgın  bir serüven.”

 Prodüksiyon bilgileri Warner Bros. Türkiye tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır.

Site Haritası ve RSS Servisleri
Site Haritası XML
XML - RSS 2.0
My MSN'ye Ekleyin
Google'a Ekleyin
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Facebook'ta Paylaş.
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Aloha Sinema 2010 Film Arşivi
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024/768 ve 1280/1024 çözünürlükte görüntülenir.
Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2009  HTML Site Haritası
E-Mail Us