Son Güncellemeler
Vol.İ - Wall.E
İzleyici ve Box Office
170.677 izleyici
1.478.708 TL
Vol.İ   Wall.E
Yönetmen Andrew Stanton
Türkçe Seslendirme Harun Can (Wall.E), Aysun Topar (EVE), Hakan Akın (Kaptan), Ayhan Kahya (Shelby Fortright), Ali Ekber Diribaş (Otopilot), Ali Hekimoğlu (M-O), Volkan Severcan (John), Özden Ayyıldız (Mary), Yeşim Kopan (Bilgisayar)
Orijinal Seslendirme Ben Burtt, Elissa Knight, Jeff Garlin, Fred Willard, John Ratzenberger, Kathy Najimy, Sigourney Weaver
Senaryo Andrew Stanton, Jim Reardon
Yapımcı Jim Morris
Prodüksiyon Tasarımı Ralph Eggleston
Kurgu Stephen Schaffer
Özgün Müzik Thomas Newman
Yapımcı Stüdyo Walt Disney Pictures - Pixar Animation
Türkiye Dağıtımı UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi 26 Eylül 2008
 Film Arşivi  
İletişim - Bize Yazın
Vol.İ - Wall.E Yapım Bilgileri   Facebook'ta Paylaş.
Disney - Pixar'dan en yeni animasyon harikası...

Oscar ödüllü senaryo yazarı/yönetmen Andrew Stanton (“Finding Nemo”) ile “The Incredibles”, “Cars” ve “Ratatouille”in yapımcısı Pixar Animasyon Stüdyoları, kararlı robot Wall.E'nin serüvenlerini anlatan bilgisayar animasyonu kozmik komedi macera ile izleyiciyi galaksiler arası yolculuğa davet ediyor.

Konusu bize çok da uzak olmayan bir galakside geçen “Wall.E”, kararlı bir robotun öyküsünü anlatan özgün ve heyecan verici bir animasyon komedi filmidir.

Dünyamızı temizlemek amacıyla üretilmiş olan Wall.E, insanoğlunun dünyayı terk etmesinden sonra yüzyıllar boyunca yapayalnız yaşamıştır. Bu uzun süredeki tek hobisi ve amacı, temizlik yaparken bulduğu incik boncuğun koleksiyonunu yapmak olmuştur. Günün birinde Eve adlı bir arama robotuyla karşılaşınca hayatına yepyeni bir anlam gelir.

Wall.E ile tanışan Eve, gezegenimizin geleceğinin anahtarının bu robotun elinde olduğunun farkına varınca hemen uzaya geri döner. Amacı, dünyayla ilgili iyi haberleri Axiom adlı lüks uzay gemisinde sabırsızlıkla beklemekte olan insanlara rapor etmektir. Bu arada Wall.E de galakside Eve'in peşine düşünce animasyon dünyasının en müthiş komedi macerasının startı verilir. “Wall.E”nin evrende geleceğe doğru yaptığı 800 yıllık fantastik yolculukta sevimli robotumuza aralarında yavru bir hamamböceği ile hepsi bozuk robotlardan oluşan kahramanlar timi eşlik edecektir.

Sürprizlerle, aksiyonla, komediyle ve duyguyla yüklü “Wall.E”nin senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini Andrew Stanton üstlendi. Yapımcılığını Jim Morris, ortak yapımcılığını Lindsey Collins gerçekleştirdi. Filmin birbirinden orijinal ve yaratıcı ses tasarımlarını daha önce “Star Wars”, “Indiana Jones” ve “E.T. the Extra-Terrestrial”de çalışmış olan Oscar ödüllü Ben Burtt gerçekleştirdi.

Prodüksiyon Bilgileri

Disney ve Pixar Animasyon Stüdyoları'nın dokuzuncu animasyon çalışması olan “Wall.E”, iki dev stüdyonun bir önceki ortak çalışması “Ratatouille”in ardından geldi. 2007 yılında gösterime giren “Ratatouille”nin dünya hasılatları çarpıcı rakamlara ulaşırken En İyi Animasyon Film kategorisinde Oscar ödülünü kucaklamıştı.

Pixar'ın öncüleri kabul edilen Andrew Stanton, John Lasseter ve Pete Docter'in aklında “Wall.E” projesinin ilk şekillenmesi 1994 yılına kadar gider. İlk uzun metrajları animasyonları olan “Toy Story”i yaparken bir yandan da yeni bir film daha yapma fırsatını değerlendiriyorlardı. Sohbetler sırasında öncelikle “A Bug's Life”, “Monsters Inc” ve “Finding Nemo” gibi projeler tartışıldı.

Yönetmen Andrew Stanton o dönemdeki görüş alışverişlerini şu sözlerle anımsıyor: “O günlere ilişkin hatırladığım şeylerden birisi de, dünyamızda terk edilen küçük bir robot fikriydi. Elimizde belirli bir öykü yoktu. Bu küçük karakterin bir çeşit Robinson Crusoe gibi olmasını düşünmüş; `İnsanoğlu günün birinde dünyayı terk etmek zorunda kalsa ve geride bırakılan son robotun fişini çekmeyi unutsa ne olur?' sorusunu kendi kendimize sormuştuk.”

1970'li yıllarda çekilen ”2001”, “Star Wars”, “Alien”, “Blade Runner” ve “Close Encounters” gibi bilimkurgu filmlerinin ağır etkisi altında kaldığını söyleyen Stanton, “Sözünü ettiğim bu filmlerin hepsinde beni bambaşka evrenlere götüren büyüleyici bir hava vardı. O dünyaların gerçekten var olduğuna inanırdım. Bana aynı tadı verecek yeni bir bilimkurgu filmine uzun süredir rastlayamadığım için böyle bir animasyon aracılığıyla o duyguyu yeniden yakalamak istedim.”

“Wall.E” projesi için hazırlığa başlayan Pixar'ın animasyon timleri öncelikle büyük kentlerin çevresindeki çöp toplama merkezlerine giderek dev katı atık ezici makineleri yerinde incelediler. Ayrıca gerçek robotları yakından inceleyerek gözlemde bulundular. Sinemasal ifade boyutu kazanmak için de, sessiz sinema döneminden bugüne kadar çekilmiş klasik bilimkurgu yapımlarını izlediler. Bu aşamaların hepsinde Pixar'ın değişmez ilkesi olan “eldeki gerçek materyale sadık kalma” ilkesi uygulandı. Her robot için çok özel bir fonksiyon yüklemesi yapıldı. Her tasarımın fiziksel limitleri içinde kalındı. Bu arada her robot için ayrı bir kişilik yapısı oluşturuldu.

“The Incredibles”, “Finding Nemo” ve “Toy Story”den tanıdığımız prodüksiyon tasarımcısı Ralph Eggleston'un esin kaynağı ise, 1950'li ve 60'lı yıllarda yapılmış NASA tabloları oldu. Ayrıca Disney tasarımcıları tarafından hayata geçirilen Disneyland'e bağlı Tomorrowland (Yarının Dünyası) için hazırlanmış orijinal konsept çizimler de başka bir esin kaynağıydı.

Prodüksiyon tasarımcısı Ralph Eggleston, filmin yapımında uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Bu filmi yaparken ana yaklaşımımız, gelecekte neler olacağı üzerine bir film yapmak değildi. Bunun yerine gelecekte neler olabileceği fikrinden yola çıktık. Bu bana daha ilginç geliyordu. Filmin tasarımını hazırlarken ulaşmak istediğimiz sonuç da, gelecekte dünyamızda neler olabileceği yaklaşımı oldu. Karakterlerin ve dünyamızın görünümünü tasarlarken izleyicinin gördüğü şeye gerçekten inanmasını istedik. Karakterlerin ve dünyanın gerçekçi görünümlü değil, gerçek olmasını ama inanılabilirlik terminolojisi çerçevesinde gerçek olmasını hedefledik.”

Filmin inandırıcı görünümüne önemli katkı yapan unsurlardan birisi de, görüntü yönetmeni Jeremy Lasky'nin uyguladığı görüntüleme çalışması oldu. “Wall.E”nin görünümünün bugüne kadar yapılmış tüm animasyonlardan tamamen farklı olduğunu söyleyen Lasky, “Filmin genel görünümünün nasıl olacağını belirlerken 60'lı ve 70'li yıllarda yapılmış en önemli bilimkurgu filmlerini temel aldık. Kullandığımız yazılım üzerinde birtakım düzeltme ve geliştirmeler yapmak suretiyle 70'li yıllarda kullanılan Panavision 70 mm kameralarla elde edilenlere benzer kamera çalışması yaptık” diyor.

Robotların Dünyasında Kim Kimdir?

Wall.E

Dünyada bırakılan en son robottur. Gezegenimizi temizlemek üzere programlanmıştır. 700 yıl yalnız yaşadıktan sonra kendine özgü bir kişilik geliştirmiştir. Aşırı meraklı, araştırmacı ruhlu ve biraz da yalnızdır. İnsanoğlunun lüks bir uzay gemisiyle dünyayı terk etmesinden önceki dönemde gezegenimizi temizlemesi için Buy n Large şirketi tarafından gönderilen robotlardan birisidir. Tek arkadaşı Hal adlı bir hamamböceğidir. (Bu karakterin ismi, `2001: A Space Odyssey' adlı filmdeki HAL karakterine ithafen verildi).

Her gün sabırla temizlik yaparken yoluna çıkan bazı ürün atıklarını kendisine ayırarak biriktirir. Bunlar arasında yüzyıllar öncesinden kalmış bir Sabır Küpü, bir ampul, kaşık ve çatal karışımı bir ev aleti vardır. Bunları `evim' dediği bir nakliye kamyonunda tutar. Biraz romantik olan Wall.E, günün birinde birileriyle iletişim kurabileceğini hayal eder. Her gün yaptığı bu monoton işin dışında hayatta başka şeyler de olmalı diye düşünür. Hayalleri onu galakside bir yolculuğa, en büyük beklentilerinin de ötesinde büyük bir maceraya çıkaracaktır.

Eve

Teknoloji harikası bir arama robotudur. Çok hızlı hareket eder, uçma yeteneğine sahiptir. Laser silahla donatılmıştır. Binlerce insana ev sahipliği yapan lüks uzay gemisi Axiom'un kaptanı tarafından 1 numaralı araştırmacı olarak tanımlanan Eve, dünyaya araştırma ve tarama misyonuyla gönderilmiş robotlardan bir tanesidir. Direktifler doğrultusunda hareket eder. Misyonunu başarıyla tamamlamak için kesin kararlıdır. İşine öylesine odaklanmıştır ki, yeni hayranı Wall.E'yi bile ilk anda zor fark eder. Aradığını bulamamaktan dolayı öfkeli olduğu bir günde verdiği kısa molada bu ilginç ve meraklı robotla hiç beklenmedik ilişki başlar. İkisi birlikte büyüleyici bir uzay yolculuğuna çıkacaktır.

M-O

Axiom uzay gemisinin içine giren ve “yabancı kirlilik” olarak tanımlanan herşeyi temizlemek için programlanmış bir temizlik robotudur. Bir çeşit mikrop yok edicidir. Silindir şeklindeki aracıyla Axiom'un çevresinde hızla dönerek karşısına çıkan kirli nesneleri temizler. Wall.E'nin gemide ortaya çıktığı gün en büyük zorlukla karşılaşır. Kafasını bu robota takar. İkisi arasında bir kedi fare oyunu başlar. Ancak zamanla iyi dost olacaklardır.

Axiom

Dünyayı terk eden insanoğluna ev sahipliği yapan uzay gemisidir. Uzay gemisinin bilgisayarının seslendirmesini yapan Sigourney Weaver, oyunculuk kariyerine sinema tarihinin en önemli bilimkurgu filmleri arasında kabul edilen “Alien” ile başlamıştı.

Kaptan

Axiom uzay gemisinin kaptanıdır. Tıpkı Wall.E gibi o da görevinin rutin havasından bıkmış usanmıştır. Genellikle olaysız geçen görevinde geminin o anki durumunu otopilot aracılığıyla tekrar tekrar kontrol etmekten başka işi yok gibidir. Araştırma robotlarından birisinden merakla beklenen veriler gelince içinden gelen sesi dinleyen Kaptan, kendisinin bile hayal edemeyeceği kadar cesur bir lider haline gelir.

Otopilot

Axiom'un otopilotudur. Uzayda dolaşan geminin pilotluğunu 700 yıl boyunca yapmıştır. Soğukkanlı ve mekanik davranışları olan bu robot, görünüşte Kaptan'a çok bağlı gibidir. Ancak Axiom mürettebatının bilmediği şey, Auto'nun programlanması sırasında içerisine gizli bir program yerleştirilmiş olmasıdır. Auto bu gizli emirleri her ne pahasına olursa olsun yerine getirmeye kararlıdır.

Defolu Robotlar

Geminin yolcularına hizmet etmek ve onları lüks içerisinde yaşatmak için akla gelebilecek her türlü fonksiyonu yerine getiren robotlardır. Ancak gelecek yüzyıllarda olsa bile makineler zamanla bozulabilir. Kapsam dışı kalan robotlar, tamir merkezlerine gönderilir ve kırmızı çizgi ile işaretlenir. Wall.E bu defolu robotlar grubuyla arkadaş olur. Yeni dostları arasında müşterilerini güzelleştirmekte başarısız kalan Güzellik Robotu, kirli yerleri temizlerken hata veren Süpürge Robot, bozulduğu için yerli yersiz anlarda kendiliğinden açılıp kapanan Şemsiye Robot vardır. Bu bozuk robotlar, Wall.E ile birlikte Axiom'un kaderini değiştireceklerdir.

Hayal Gerçeğe Dönüşüyor

“Herşeyden önce izleyicinin, bir makinenin hayat bulmasına tanıklık ettiğine inanmasını istedik. Onun bir makine olduğuna ne kadar çok inanırlarsa, öykü daha cazip hale gelecekti.”

~ Andrew Stanton, Yönetmen / Ortak Senaryo Yazarı

“Wall.E” projesini 1994 yılından bugüne kadar sürekli geliştirdiğini söyleyen yönetmen ve ortak senaryo yazarı Andrew Stanton, aklındaki karakteri tam potansiyeliyle kullanabileceği bir öykü bulmak için yıllarca uğraştığını belirterek projenin gelişimini şu sözlerle anlatıyor:

“Dünyadaki en son robot olan kahramanımızın içinde bulunduğu durumun getirdiği yalnızlık duygusu beni büyüledi. Bu karaktere karşı empati hissettim. Bugüne kadar yaptığımız her filmde öncelikle ana karakterleri sevimli kılmak için çaba gösterdik. İzleyici onları sevmeli, bağlılık duymalıydı. Wall.E karakterini şekillendirirken de aynı yaklaşımdan yola çıktım ve `Böyle bir karakter ile nereye varabilirim?' diye düşünmeye başladım. Yalnızlık duygusunun zıttının aşk olduğunu, birisiyle beraber olmak olduğunu keşfetmem uzun sürmedi. O noktada aklıma bir makinenin başka bir makineye aşık olması fikri geldi.

Andrew Stanton sözlerine şöyle devam ediyor: “Ayrıca yaşam hedefini kavrama özelliğini kaybetmiş bir evren şeklindeki arka planını da çok sevdim. Bu bana son derece şiirsel geldi. Aşık olan bu küçük robot sayesinde insanlığın ikinci bir şans elde etmesi fikrine bayıldım. Dış görünümümle pek belli etmesem de ben uslanmaz bir romantiğim. Bu film bana normalde toplum karşısında göstermediğim romantik yönümü sergileme şansı verdi.”

“Wall.E”de anlatılacak öykünün şekillenmesinde Jim Reardon devreye girdi. Bundan önceki kariyerinde “The Simpsons” adlı televizyon dizisinin 35 bölümünü yöneten ve 150 bölümünün süpervizörlüğünü yapan Jim Reardon, “Wall.E”nin senaryosunu Stanton ile birlikte yazdı.

Jim Reardon filmin senaryosunu yazarken uyguladığı yaklaşımı şu sözlerle açıklıyor: “Aslında ilk düşüncemiz `Wall.E'nin bir komedi olmasıydı ama zamanla filmin aynı zamanda bir aşk hikayesi olabileceğinin farkına vardık. Buradaki `Wall.E' karakteri masum ve çocuksu bir karakterdir. Dünyanın gidişatı üzerinde derin etkiler bırakmak gibi bir niyeti yoktur ama sonuçta öyle olur. Filmin öykü çizgisi aslında Eve karakteri üzerinde döner. En büyük değişimi geçiren karakter budur. Dolayısıyla bu film `Wall.E'nin filmi olduğu gibi Eve'nin de filmidir. Tekno-seksi ve futuristik bir görünümü vardır. Tasarımı işini yapacak şekilde yapılmıştır. Sonunda büyük bir romantik maceraya atılır.”

Yapımcı Jim Morris ise filmin çok sayıda türün kesişme noktasında olduğunu belirterek, “Bu film bir aşk hikayesidir, bir bilimkurgu filmidir, bir komedidir ve bir romantik komedidir” diyor.

Animasyonun Limitleri Zorlanıyor

Pixar'ın animasyon timleri bugüne kadar yarattıkları filmlerde en imkansız görünen işleri bile gerçekleştirerek animasyon kalitesinde çıtayı her fırsatta yükselttiler. Oyuncuklardan karıncalara, balıklardan canavarlara, süper kahramanlara ve mutfak farelerine kadar her alanda unutulmaz karakterler yarattılar.

“Wall.E” projesinde Pixar animatörlerini rengarenk robotlar ile insan karakterleri yaratmak gibi yepyeni bir zorluk bekliyordu. Animasyon süpervizörleri Alan Barillaro ve Steve Hunter yönetiminde çalışan 50 kişilik animasyon grubu, animasyon sanatında yepyeni bir zirve yakalamak için harekete geçtiler.

“Wall.E”nin ortak senaryo yazarı Jim Reardon'un bu konudaki yorumu şöyle: “Bu filmde kolu, bacağı, kafası ve gözleriyle insan görünümünde robotlar yapmak istemedik. Uyguladığımız yaklaşım, normalde insanın karakteristik özellikleriyle ilişkilendirilemeyecek objeleri almak ve bunlar üzerinde tasarım ve animasyon açısından neler yapabileceğimizi görmekti.”

Andrew Stanton ise bu konudaki yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Herşeyden önce izleyicinin, bir makinenin hayat bulmasına tanıklık ettiğine inanmasını istedik. Onun bir makine olduğuna ne kadar çok inanırlarsa, öykü daha cazip hale gelecekti.”

Animatörlerin karşısındaki en büyük zorluklardan birisi, geleneksel diyaloglara yaslanmadan duyguların ve hareketlerin yansıtılması gerekliliğiydi.

Andrew Stanton bu konuda neler yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Karakterin bütünlüğünü sağladığımız takdirde geleneksel olmayan diyaloglarla başarabileceğimizi hissettik. Gerçek yaşamda karakterlerin konuşamadığı durumlarda -örneğin bir bebek veya evcil hayvan- insanlarda onlara kendi duygusal inanışlarını yükleme eğilimi vardır. Örneğin bebeğe veya evcil hayvana bakarak, `Üzgün galiba' veya `Benden hoşlandı' gibi sözlerle kendi inanışlarını yüklerler. Filmde biz bunu başarmak istedik.”

Walt Disney ve Pixar Animasyon Stüdyoları Başkanı Ed Catmull ise bu konuda şöyle bir yorum getiriyor: “Bu filmin yapımında animatörler çok az sözcük kullanarak duygu ve düşüncelerin ifadesini sağladılar. Bunu başararak animasyon sanatının zirvesine vardılar. İnsanların duygularına animasyon aracılığıyla ulaşmanın mümkün olabileceğini gösterdiler.”

“Wall.E”nin yapımında görev alan animasyon sanatçıları, herşeyden önce robotlarla birer makine olduğunu hiç aklından çıkartmadığını, makinelerin esneyip bükülemeyen cihazlar olduğunu, bu durumun getirdiği limitleri dikkate almak zorunda kaldılar.

Yönetmen Andrew Stanton, bu konuda animatörlere nasıl yol gösterdiğini şu sözlerle açıklıyor: “Önce limitleri düşünüp sonra kendilerini özgür bırakmalarını istedim. Bir başka deyişle önce kollarına kelepçe takıp, sonra özgür kalacaklardı. Filmin karakterlerinin birer robot olması nedeniyle birtakım fiziksel sınırlamalar söz konusuydu. Kendi tasarımının limitleri dahilinde davranabilirlerdi. Bu yaklaşımı başarmak zor olacaktı ama doğru yaklaşım ve çözümler uygulandığında tatmin edici sonuçlar verecekti.”

Film yapımcıları ve animasyon timleri, hazırlık aşamasında gerçek yaşamdaki robotları tasarlamış insanlarla tanışmak için NASA'ya giderek bilim adamlarıyla görüştüler. NASA uzmanı Jim Hicks'ten uzayda yüzlerce yıl geçiren insanların ileride dış görünüm olarak neye benzeyeceği, sıfır yerçekiminin insan bedeni üzerindeki etkisi gibi konularda bilgi aldılar.

 Prodüksiyon bilgileri UIP Filmcilik tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema Site Haritası ve RSS Servisleri
Site Haritası XML
XML - RSS 2.0
My MSN'ye Ekleyin
Google'a Ekleyin
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Facebook'ta Paylaş.
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024/768 ve 1280/1024 çözünürlükte görüntülenir.
Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2009  HTML Site Haritası
E-Mail Us