Son Güncellemeler
Gölgeler - Shadows
İzleyici ve Box Office
2.558 izleyici
21.726 TL
Gölgeler   Shadows
Yönetmen Milcho Manchevski
Oyuncular Borce Nacev, Vesna Stanojevska, Sabina Ajrula-Tozija, Salaetin Bilal, Ratka Radmanovic, Filareta Atanasova
Senaryo Milcho Manchevski
Yapımcılar Mariela Besuievski, Martin Husmann
Görüntü Yönetmeni Fabio Cianchetti
Prodüksiyon Tasarımı David Munns
Kostüm Tasarımı Elisabetta Montaldo
Kurgu Marty Levenstein, David Ray
Set Dekorasyonu Natasha Dimitrievska
Özgün Müzik Ryan Shore
Yapımcı Şirketler Blue Eyes Fiction, Camera, Classic
Türkiye Dağıtımı Tiglon Film
Gösterim Tarihi 3 Ekim 2008
 Film Arşivi  
İletişim - Bize Yazın
Gölgeler - Shadows Yapım Bilgileri   Facebook'ta Paylaş.
Bazen ölüler, yaşayanlardan daha yüksek sesle konuşur...

Kayda değer bir fizikçinin oğlu Lazar Perkov Üsküp'teki devlet hastanesinde ortopedi uzmanıdır. Annesi Dr. Vera Perkova ise ortopedi kliniğinin müdürüdür. Lazar diğer insanların beklentilerini yerine getirmek için çabalamaktadır. Lazar, hayatı berbat bir durumda olmasıyla ilgili karısıyla bir kavgaya tutuşur. Kavgadan bunalan Lazar, evi terk edip arabasına atlar. Kemeri bağlı olmayan Lazar bir sigara yakar; o an telefonu da çalar. Karşısına çıkan kadından kaçayım derken kaza yapar.

Halk sokakta umutsuzluk içinde kazaya bakarken, gizemli bir şey Lazar'ı arabadan çıkartır. Kazadan sonra hayatı değişen Lazar, tuhaf insanlarla tanışır: Bebekli yaşlı bir adam, unutulmuş bir lehçeyle konuşan ihtiyar bir kadın, hazin bir sırrı olan genç ve güzel bir kadın... Peki ama bu insanlar neden onu seçmiştir? Bu soruya cevap verebilmek için Şanslı artık büyümeli ve olmayı istediği adam olmalıdır.

Yağmurdan Önce'yle tanınan Milcho Manchevski'nin cinsellik, ölüm ve bu ikisinin arasındaki birkaç önemli şeyle ilgili bu filmi, tıpkı Hamlet gibi hayaletlerin musallat olduğu sıradan bir dram... Makedonya'nın 2008 Oscar adayı Gölgeler, korkunç bir araba kazasından kurtulduktan sonra hayatı değişen genç ve yakışıklı Şanslı Lazar'ın hikâyesini anlatıyor.

Yönetmen Yorumu

Shadows cinsellik, ölüm ve bu ikisi arasında diğer birkaç şeyden bahsediyor. Eski moda, korkuyu yavaş yavaş yükselten bir film. Shadows, birçok açıdan benim en kişisel filmim, Lady Macbeth şu an hala yaşıyor olsaydı ve oğlunu yetiştirseydi ne olurdu sorusunun hikayesini anlatıyor. Lazar, bu kadının otoriter ve günahkar geçmişindeki aynı süreci yaşamaya çalışıyor. Bu çok korkutucu ama sadece çığlık seslerinin olduğu ucuz bir korku sunmuyor size. Ölümle konuşmaya çalışan ve bu tecrübeyi yaşamak için daha canlı kalan bir adam anlatılıyor.

Yönetmen Milcho Manchevski ile Röportaj

“Gölgeler” sizin “Yağmurdan Önce” ve “Dust” tan sonraki üçüncü filminiz. Yeni olan neler var?

Gölgeler muhtemelen daha kişisel bir film. Yağmurdan Önce ve Dust da kişisel filmlerdi ama aynı zamanda kasıtlı olarak dışa dönüktü, böylece toplum tarafından yorumlanabilir konumdaydı. Gölgeler'de de bu durum söz konusu ama daha çok bir kişinin iç dünyası hakkında olan bir film. Ben kişisel olarak Lazar'ın ipnotik, kabus gibi hikayesiyle bağlantı kurduğumu hissediyorum. Yani burada yeni olan şey, filmde bireysel duyguların ve kişiselliğin olması. Filmi yapmaya başladığımda bu şekilde olacağını planlamamıştım.

Filmde Lazar ve Menka arasında çok güçlü bir aşk hikayesi var. Aşkın bir kurtuluşa neden olduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, aşkın kurtuluşa neden olduğunu düşünüyorum. Kurtuluşun yolu, kendi davranışlarınızdan ve size yakın olan kişilerin davranışlarından sorumlu olduğunuzu kabul ederek bunu aşk aracılığıyla başınızdan defetmektir. Böyle bir şeyi yapmak genellikle korkutucudur. Filmin korkunç olmasının sebebi buradan kaynaklanır. Eski moda yavaş ilerleyen bir çeşit korku filmi. Isırma sesleri yok ama korku hissini vermesi açısından bence çok iyi. Yani korkularımızla yüzleşmek ve özellikle aşka karşı bunlarla mücadele etmek kurtuluşun bir yoludur.

Aile değerlerinizi neye göre ölçersiniz?

Aile gereğinden fazla değer biçilmiş bir şey. Aşk değil. Aşk karı-koca için, çocuk için, kendi ailen için; bu güzel ve önemli. Ama bir kurum olarak aile çoğunlukla suistimal ediliyor ve bireye baskı kurmak, bunaltmak için kullanılıyor. Gölgeler'in en önemli temalarından biri de bu - ebeveynlerin bazen çok bunaltıcı, baskıcı ve bencil davranırken çocuklarına duyduklarını iddia ettikleri aşkın arkasına nasıl gizlendikleri. Makedon kadınının bulunduğu anaerkil toplumda gücü çok büyük. Makedon kadınının yanında Yahudi ve İtalyan kadınlarının hiç bir şeyi yok. (“Beni mezara gömüyorsun! Hayatımı çalıyorsun!” gibi söylemler) Lazar'ın annesi de Lady Macbeth gibi olgun bir çocuk sahibi olmak için yaşadı.

Lazar dört zor kadınla mücadele ediyormuş gibi görünüyor: Annesi, karısı, Menka ve komşusu. Bu portre nasıl oldu da “zayıf” cinsiyete geldi?

Ben sadece maskülenliğin iktidarı adına yapılan propagandanın asıl gerçekliğinden söz etmeye çalışıyorum.

Filmde cinsel tansiyon sürekli yüksek...

Cinsellik- İyi… İkiyüzlülük- Kötü… Cinsellik kendi içinde hem ölümü hem yaşamı barındırıyor. Toplumun buna bakış açısı yüzünden bir tabuya dönüşüyor; ikiyüzlü olma, cinsel konularda toplumum düşük toleranslı bir bilince sahip olması gibi - cinsellik bir çok sanatçının cazibesini sona erdirmiştir. Gölgeler, cinsellik ve ölümden bahseden bir filmdir - ve bunların arasındaki diğer birkaç şeyden.

Gölgeler bireysel ve tarihsel bir film ve sizin de bahsettiğiniz gibi sorumlulukları kabullenme hakkında önemli vurgular yapıyor. Bizler herşeyin karşılığını geri ödemeli miyiz sizce?

Biz yetiştirilirken dünyada hep bir dengenin ve adaletin olduğuna inandırıldık. Bunun gerçekten doğru olup olmadığından emin değilim ama şu an için bu illüzyona inanmak istiyorum. Evet, borçlu olduğunuz şeyleri geri ödemenin iyi bir şey olduğuna inanıyorum, bu borçlar size başkasından miras kalsa bile. Bu bir çeşit kendi içini temizlemenin pozitif bir yolu. Bütün bunlar Gölgeler'de, benim de daha çok sevdiğim şekilde çok yalın ve anlaşılır bir dilde aktarılıyor.

Gölgeler'de Ölüler Gecesi'nin yapıldığı bir seremoni var. Bu gerçekte de var mı ve hala gelenelsel bir ritüel olarak uygulanıyor mu?

Evet hala devam eden bir Hristiyan pagan ritüeli. Bu ritüel, Doğu Ortodoks takviminde belirli tatil günlerinde yapılsa da kilise bunu resmi olarak tanımıyor sadece tolere ediyorlar. Mezarlıkta Ölüler Gecesi töreninde gece boyunca rahipleri göremezsiniz. Senede 3 kez tekrarlanan bu törende, insanlar yakınlarının mezarının başına gittiklerinde ölülerin ruhu için yiyecek ve içecek sunuyorlar, içecekleri mezarın üstüne döküyorlar, mezarın etrafını temizliyorlar ve bütün geceyi orada geçiriyorlar. Özellikle ilginç bulduğum şey ise ölümü kabullenerek törenin sık sık hayatın fiili seremonisine dönüşüyor olmasıdır.

Her zaman değil tabii ki de, çünkü sevdiğiniz birinin öldüğünün sürekli hatırlatılması acı verici bir şey. Ama bununla baş etmenin bir yolu da aynı zamanda. Bu tören, yaşadığımız yüzyılın içinde şehir hayatının ortasında yapılıyor. İnsanlar büyük arabalarıyla geliyorlar, cep telefonlarıyla konuşuyorlar ve sonra telefonu kapatıp mum yakıyorlar ve ölüler için su/ içecek döküyorlar. “Dust” ta bu törenin daha tarihi bir versiyonu vardı, “Yağmurdan Önce” de ise büyük bir cenaze töreni vardı. Bunu kasıtlı olarak yapmamama rağmen bir şeyler farklı filmlerde bağlantı kuruyor.

Yağmurdan Önce'de, kabilelerin mücadelerindeki irrasyonelliğin ve bireyin geleneklerine karşı olan yozlaşmasının içindeki politik tema daha geniş bir yelpazade sunuluyor. Sadece Balkanlar'da değil, her hangi bir ülkeye de uyarlanabilir aslında. Ama daha çok jeo-politik bir konu olarak algılandı. Bu aynı zamanda Gölgeler'in kendini daha evrensel hissetmesinin nedeni midir?

Bence gözlemcinin bakış açısına bağlı olan bir şey bu. Seyircinin sunulan şeyi nasıl okuduğuyla ilgili bir konu. Romeo ve Juliette'e bakıp İtalya'daki klanlar savaşından bahsetmiyoruz, ki bunu da yapabilmemize rağmen! Eğer film Makedonya'dan çıkıyorsa, Makedonya ile ilgili olmak zorunda değildir, genel olarak insanlar hakkında olabilir. İyi iş yapma sanatı insanlarla ilgilidir, kendinizi sınırlandırıp küçük kaplara koymanıza gerek yok.

Filmdeki iki genç oyuncuyu  tanıtır mısınız ve onları seçme sürecini anlatır mısınız ?

Borce Nacev tiyatro okulunda öğrenciydi ve Vesna Stanojevska profesyonel bir müzisyen, Üsküp'te konservatuara gidiyordu ve aynı zamanda Devlet Operası'nda arp çalıyor. Bu iki rol için hatta bütün ekip için sıkı bir araştırma yaptık. Cast direktörümüz Milka Ancevska ile birlikte Makedonya'da profesyonel olanlar ve olmayanlar da dahil her bir oyuncumuzu tek tek gördük. Bütün ülke cast listesindeydi. Etraftaki ülkelerden de Makedoncayı ana dili gibi aksanıyla konuşabilenleri değerlendirmeye aldık. Slovenya, Sırbistan, Bulgaristan… Ayrıca uzakta oyunculuk okumakta olan Makedonlarla da görüştük. Sonuç olarak oldukça titiz bir araştırma yaptık.

Sonra sayıyı düşürmeye başladık. Lazar rolü için olan ilk turun sonunda yaklaşık 50-60 oyuncumuz kaldı, Menka rolü için de 70- 80 tane. Genelde onlara 20.yy.' dan örnekler verdik, Arthur Miller veya Tenesse gibi, ya da Shakespeare… Onlar okumaya, biz dinlemeye devam ettik, kendi aramızda tartıştık, kasetleri izledik, onları en ilginç kombinasyonlarla eşleştirdik…

Sayıyı düşürmeye devam ettik ve altıncı turun sonunda nihayet kendi senaryomuzdan bir şeyler okutmaya başladık. Bana göre, aktörlerle çalışmak işin en güzel kısımlarından biri, gerçekten yapılmaya değer bir şey. Onlarla olmayı çok seviyorum, onlara karşı kendimi koruyucu ve babacan hissediyorum, benden 30 yaş büyük olsalar bile. İyi performans olmazsa olmazlardan birisi çünkü bir filmi beğeniyorsak, oynayan insanların karakterler arasındaki ilişkisi ve filmin tonu sayesinde beğeniyoruz.

Senaryo, görsel güzellikler ya da verdiği mesaj sayesinde çok değil. Doğru aktörlere sahip olmak çok önemli, karakter için doğru enerjiyi yakalamak gerekir. Nasıl göründükleri veya isimler ile çok ilgilenmiyorum. Borce ve Vesna, Lazar ve Menka'nın enerjilerini kalplerinde hatta stocktickerDNA'larında taşıyorlardı. Kamera karşısında iyi oldukları sürece nasıl yaptıklarını, ne kadar yerde oyunculuk yaptıklarını bilmek istemiyorum. Bu süre içerisinde Borce tiyatro okulundan mezun oldu ve Makedonya'nın güneyinde kırmızı domateslerin arasında bir kasabada yaşıyor ve ona çok özeniyorum. Vesna yeni bir arp aldı. Ben de kariyerlerinin ilerlemesini merakla bekliyorum.

 Prodüksiyon bilgileri Tiglon Film tarafından sağlanmış; editörlük işleminden sonra yayınlanmıştır. Teşekkür ederiz.

Aloha Sinema Site Haritası ve RSS Servisleri
Site Haritası XML
XML - RSS 2.0
My MSN'ye Ekleyin
Google'a Ekleyin
EkleBunu RSS Ekle Butonu
Facebook'ta Paylaş.
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Bu sitenin dizayn ve içeriği Aloha tarafından gerçekleştirildi. Bu site en iyi Internet Explorer ile 1024/768 ve 1280/1024 çözünürlükte görüntülenir.
Site Editörü: Ebru Altın, Tasarım: Selin Schwartz. Copyright © 2009  HTML Site Haritası
E-Mail Us