|
Kredi Cafe
Tüketici kredisinin avantajları. İhtiyaç kredisi nedir? Araç kredileri. Kredi kartına taksit imkanları, borç transferi, ATM'lerden nakit çekme, internette kredi kartı kullanımı üzerine aradığınız herşey.
|
İzleyici ve Box Office
68.481 izleyici
600.824 TL
|
Altın Şans Fool's Gold
Yönetmen Andy Tennant
Oyuncular Matthew McConaughey, Kate Hudson, Donald Sutherland, Alexis Dziena, Ray Winstone, Kevin Hart
Senaryo John Claflin, Daniel Zelman, Andy Tennant
Yapımcılar Donald De Line, Bernie Goldman, Jon Klane
Görüntü Yönetmeni Don Burgess
Prodüksiyon Tasarımı: Charles Wood
Kostüm Tasarımı Ngila Dickson
Kurgu Troy Takaki, Tracey Wadmore - Smith
Özgün Müzik George Fenton
Yapımcı Şirketler Warner Bros. Pictures
Türkiye Dağıtımı Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi 2 Mayıs 2008
|
|||||||||
Altın Şans - Fool's Gold Yapım Bilgileri
|
|||||||||||
Gerçek aşk dalışa geçiyor...
Romantik komedi ve aksiyon macera türlerini harmanlayan “Fool's Gold”un başrollerini daha önce “How to Lose a Guy in 10 Days” adlı hit romantik komedide de birlikte rol alan Matthew McConaughey ve Kate Hudson paylaşıyorlar.
Ben “Finn” Finnegan (Matthew McConaughey) 18. yüzyıldan kalma efsanevi Kraliçe'nin Çeyizi'ni - 1715'te denizde kaybolan 40 sandık dolusu paha biçilmez hazine- bulmayı saplantı haline getirmiş sıcak kanlı bir modern hazine avcısıdır. Finn araştırmaları uğruna her şeyi batırmıştır; Tess'le (Kate Hudson) olan evliliği de dahil.
Tess, milyarder Nigel Honeycutt'a (Donald Sutherland) ait bir mega yatta çalışıp hayatını yeniden kurmaya başlamışken, Finn hazinenin yerine dair önemli bir ipucu bulur. Tess'i hayrete düşürecek şekilde Nigel'ın yatına kapağı atan Finn, serseri cazibesini kullanarak para babasını ve mirasyedi kızı Gemma'yı (Alexis Dziena), İspanyol servetini bulmak için kendisine katılmaya ikna eder. Tess bile bu kadar uzun zamandır ellerinden kurtulmayı başaran hazineyi nihayet bulacak olmanın cazibesine dayanamaz.
Ancak hazinenin peşinde olan sadece onlar değildir. Finn'in eski akıl hocası Moe Fitch (Ray Winstone) ve Bigg Bunny (Kevin Hart) adlı acımasız bir gangster, Finn'den önce defineyi bulmak niyetindedirler. Hazine avı başlar.
Romantik komedi macera Altın Şans / Fool's Gold'un kamera arkasında, gişe rekorları kıran “Aşk Doktoru / Hitch” adlı filmin yönetmeni Andy Tennant var. Film ayrıca daha önce romantik komedi hiti “Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir / How to Lose a Guy in 10 Days”de bir araya gelen Matthew McConaughey ve Kate Hudson'ı tekrar bir araya getiriyor.
Ana kadroyu tamamlayan isimler deneyimli oyuncu Donald Sutherland (“Aşk ve Gurur/Pride and Prejudice”), Ewen Bremner (“Maç Sayısı / Match Point”), Alexis Dziena (“Broken Flowers”), Kevin Hart (“Epic Movie”) ve Ray Winstone (“Beowulf: Ölümsüz Savaşçı”).
Yapım Hakkında: Kadroyu Oluşturmak
Andy Tennant, “Altın Şans / Fool's Gold”un John Claflin ve Daniel Zelman tarafından yazılan senaryo taslağı eline geçtiğinde, perdede yeni şeyler keşfetmek istiyordu. “Materyali okuduğumda sağlam bir iskelete sahip olduğunu ve bir macera/komedide görmek isteyeceğim tüm unsurlara sahip büyük, eğlenceli bir film yapmak için -deyim yerindeyse- altından bir fırsat sunduğunu gördüm,” diye anımsıyor Tennant. “Malzemeye katkımın büyük olacağını hissettim ve yedi aylık bir yeniden yazma sürecine koyuldum; bu süre içinde -itiraf etmeliyim ki- biraz saplantılıydım. Kraliçe'nin Çeyizi efsanesi hakkında, gerçek hazine avcılarının yaşadıkları ve buldukları hakkında araştırma yaptım.”
Yapımcı Bernie Goldmann “Senaryoyu okuduğumda, bunun romantik bir macera filmi için harika bir konsept olduğunu düşündüm. Andy'nin filmlerini hep çok eğlenceli bulmuşumdur; o yüzden senaryoyu ona gönderdim. Çok iyi uyacağını biliyordum,” diye anlatıyor.
Yapımcı Donald De Line ekliyor: “Andy'nin işlerine baktığınızda, komedi konusunda harika olduğunu görürsünüz. Mizahın ve öykünün yüreğinin nerede olduğuna dair inanılmaz bir içgüdüsü var ve karakterlerini çok seviyor. İlişkiler konusunda yaptığı dahice şeylerle, harika bir macera öyküsü birleşiminin, romantik bir aksiyon komedisine taze bir bakış getireceğini biliyordum.”
Tennant “Bence bu hikâyeye çekildiğimi hissetmemin nedenlerinden biri, define avının yalnızca parayla ilgili olmaması. Bu, araştırma ve keşfetmeye karşı duydukları ortak tutku sayesinde birbirlerine aşık olan bir çift hakkında. Ama gerçek hayatta bu belki de yeterli değildi, bu nedenle onlarla tanıştığımızda boşanmanın eşiğindeler. Hazine, birbirlerine geri dönmek için bir yol bulmalarını sağlayabilir. Bana göre bu, eğlenceli” diye belirtiyor.
Başrollerdeki Ben “Finn” Finnegan ve eski eşi Tess'i canlandırmaları için yapımcılar, aralarındaki kimyayla 2003 yapımı hit film “Bir Erkek 10 Günde Nasıl Kaybedilir / How to Lose a Guy in 10 Days”de sinemaseverlerin kalbini kazanan Matthew McConaughey ve Kate Hudson'ı yeniden bir araya getirdiler.
“Bu filme dahil olmak ve Matthew'la önceden gelen rahat bir diyalog içinde bulunmak harikaydı,” diyor Hudson. “Ona karşı çok yumuşak bir yanım var. Sevgi dolu biri; kötülüğün zerresi yok. Şakalaşarak birlikte muhteşem vakit geçiriyoruz ama birbirimizin bam teline basmayı da gayet iyi biliyoruz. İkimiz de biraz rekabetçi bir yapıya sahibiz ve birbirimizi ufak ufak iğneliyoruz; bu da karakterlerimize ve ilişki dinamiğine uygun.”
“Kate ve ben tartışmayı da flört etmeyi de çok iyi beceriyoruz,” diye gülümsüyor McConaughey. “Kimya, replikler sırasında olanlardan çok satır aralarında olanlarla ilgili ve her nedense ikimizin arasında işe yarıyor. Kate'in kendine has pırıltısı, onun cazibesine kapılmanızı çok kolaylaştırıyor. Mükemmel bir komedi zamanlamasına sahip; böylece komedi hep ortada ama keskin bir yanı var.”
“Ağız dalaşına girebilen bir çifte ihtiyacımız vardı; birbirlerini dengelemeliydiler ki her biri aldığı kadarını verebilsin,” diye belirtiyor Tennant. “Matthew da Kate de çok yetenekliler ve karakterlerini anında benimsediler; muazzam bir kıvılcım oluştu. Önceki işbirlikleri sayesinde, izleyiciler ikisinin aşık oldukları zaman neye benzediklerini biliyorlar; böylece evliliği atlayıp doğrudan boşanmaya geçebildik,” diye gülüyor
Aslında, öykü boşanmalarının kesinleştiği gün başlıyor. Ancak Tess kendisini doğru şeyi yaptığına ikna etmeye çalışan bir duygusal enkazken, Finn farklı bir tür enkazla ilgilenmektedir. Sualtında yüzeydeki felaketten habersiz haldeki Finn, gemisini ve onunla birlikte kente dönüp Tess'in evliliklerine son vermesini engelleme umudunu batırmayı başarmıştır. Ancak bu felaket, beraberinde bir umut kırıntısı getirir; Finn'in neredeyse 300 yıldır hazine avcılarını büyüleyen altın ve mücevher dolu, paha biçilmez Kraliçe'nin Çeyizi'ni bulmaya her zamankinden daha yakın olduğunu gösteren bir plaka parçası.
McConaughey “Şansa bakın ki karısının kendisini boşadığı gün, Finn son sekiz yıldır aradığı hazineye giden yeni bir ipucu -büyük bir ipucu- buluyor. Hazinenin var olduğuna dair bir kanıt; böylece Finn karısına doğru iz üzerinde olduklarını gösterebilecek, belki de Tess kendisine bir şans daha verecek ve boşanmalarına gerek kalmayacak. Finn konuşarak her şey başarmak gibi bir yeteneğe sahip ve şans -yoksa şanssızlık mı?- çoğunlukla onun yanında. Onunla yeterince uzun süre kalırsanız, iyi olursunuz. Tek sorun, nereye gideceğini ya da her neresiyse oraya nasıl ulaşacağını tam olarak bilmemeniz. Sürekli yüzüne gözüne bulaştırıyor ama bence Tess'in ona aşık olma nedenlerinden biri de bu,” diyor.
Olaylar, Finn'in içgüdülerinin doğru olduğunu gösterir. Çift, Kraliçe'nin Çeyizi'ni ararken birbirlerine aşık olmuş ve tüm evliliklerini onu arayarak geçirmiştir. Nihayet gizemi açığa çıkarmanın eşiğinde olabilirler. Tess kendisini yeniden hazine avında bulur. Ne kadar çabalasa da, Tess Finn'in son keşfinin önemini yadsıyamaz ve Finn'e direnemez.
Hudson, “Finn'in Tess'i deli ettiği hissine kapılıyorsunuz,” diye itiraf ediyor. “Finn'i seviyor ama adam tamamen sorumsuz, harekete geçmeden önce düşünmüyor ve Tess onun kararlarına güvenmekte zorluk çekiyor. İlişkilerini tanıdıkça, bunun neden `seni seviyorum, seninle olamıyorum ama senden kaçamıyorum da' tarzı bir şey olduğunu anlıyorsunuz. Tabii Tess sonunda evliliği bitirme kararı aldığında, Finn yaşamına tekrar girmeyi başarıyor ve onu deli etmeye devam ediyor,” diye gülüyor.
Yeni Dostlar ve Eski Düşmanlar
Boşanma belgesini alan Tess hayatına yeni bir rota çizmiş ve milyarder Nigel Honeycutt'a ait muhteşem lüks yat Değerli Mücevher / Precious Gem'de çalışmaya başlamıştır. Ödüllü oyuncu Donald Sutherland, Tess'i yatına kamarot olarak aldığında umduğundan fazlasını bulan zengin kodaman rolünü kabul ederek yapımcıları çok mutlu etti.
Sutherland'le daha önce “İtalyan İşi / ItalianJob”da birlikte çalışan De Line, “Donald Sutherland'le iki kez çalışma şansına eriştim; sete her geldiğinde beraberinde özel bir şey getiriyor. Senaryoyu ve rolü sevdiğinde çok heyecanlandık. Herkes onun muhteşem bir aktör olduğunu biliyordu ama Nigel karakterinde ne gördüğüne dair yazdığı güzel, tutkulu mektup, her şeyi tamamladı. Gerçekten çok özel bir şeydi.”
“Bir yönetmenin yaşamında, karakterin önüne geçen aktörlerle karşılaştığı zamanlar vardır; Donald'la çalışmak da onlardan biriydi,” diye belirtiyor Tennant. “Şaşırtıcı miktarda çalışmış birinden söz ediyorum. Kanıtlayacak hiçbir şeyi olmamasına rağmen okuma provalarına geldi, hem de tüm senaryoyu ezberlemişti; sadece kendi repliklerini ya da sahnelerini değil, tüm senaryoyu biliyordu. İnanılmaz bir şeydi; bir anda herkes için çıtayı yükseltti. Sadece kusursuz bir profesyonel değil, büyüleyici biri. Bütün gün konuşmasını dinleyebilirdim, o yüzden onunla çalışmak ve set dışında zaman geçirmek çok güzeldi.”
Tess, Finn'den tamamen ayrıldığına inanmışken şaşkınlıkla eski eşinin, Nigel'ın şımarık kızı Gemma'nın rüzgârda uçan şapkasını denizden kahramanca kurtararak Değerli Mücevher/Precious Gem'e sızmayı başardığını görür
Gemma'yı canlandıran yeni aktris Alexis Dziena için Tennant, “Komedi konusunda büyük yeteneği var ve çok tatlı. Rol seçmelerinde Alexis odaya girdi ve tüm adaylar içinde en iyisi olduğunu gösterdi. Eğlenceliydi, komikti ve karakteri çok iyi yakaladı; o nedenle onu kadroya almak benim için çok kolay bir karar oldu,” diyor.
Dziena ilk bakışta Gemma'nın sığ görünse de karakterde görünenden fazlası olduğunu söylüyor. “Bu karakterin zorluğu, avantajlı bir konumdan gelmesine rağmen kibirli ve tek boyutlu görünmemesiydi. Andy'le konuştuğumuz şeylerden biri de karakterin `Gemma-izmleri,' yani onu senaryoda olduğundan daha fazla tanımlayan küçük şeylerdi. Karakteri giydiği kıyafetlerle tanımlarken çok eğlendik. Çok pahalı zevkleri var; bu sayede normalde satın alamayacağım şeyleri giyebildim.”
Kostüm tasarımcısı Ngila Dickson, “Gemma'yı daha spor ve gündelik giyinen Tess'in aksine olabildiğince frapan yapmaya çalıştık. Gemma'nın mayosuyla bile çok yaratıcı bir şekilde çalışabildik; örneğin kırmızı şeritli askılı kıyafet, bir anda aklıma geliverdi. Karaktere mükemmel uyuyordu, o yüzden her şeyi bırakıp Gemma'ya onu giydirdik,” diyor.
Dziena Gemma'nın bir başka yanını, babasıyla olan ilişkisinde ortaya çıktığını ekliyor. “Bence bu, birini sevdiğiniz ve onun da sizi sevdiğinden emin olduğunuz ama nasıl iletişim kuracağınızı bilemediğiniz durumlardan biri. Yıllar boyunca birlikte fazla zaman geçirmemişler ve gerçek anlamda hiç konuşmamışlar. Bu ilişkiyi birbirine yabancılaşmadan çok beceriksizce diye tanımlıyorum.”
Değerli Mücevher/Precious Gem'e bindikten ve şapkasını kurtardığı için Gemma'nın sonsuz minnetini kazanan Finn, hazine avı için yeni bir destek almak için altın bir fırsat yakaladığını görür. Kısa süre sonra, felakete mahkum 18. yüzyıl gemisi Aurelia ve kayıp kargosu, Kraliçe'nin Çeyizi'ne dair öykülerle Nigel ve Gemma'nın aklını çeler. Finn'in heyecanı Tess'i de ateşler ve paylaştıkları bu tutku Nigel ve Gemma'ya da bulaşarak onların da bu keşif yolculuğuna katılmalarını sağlar.
Ne yazık ki Finn daha önce daha az dürüst bir yatırımcının aklını çelmiş ve hazineye yaklaştığı gerçeğini çıtlatmıştır... Aslında, biraz fazla yaklaştığını söylemiştir. Şimdi eski sponsor - Bigg Bunny gibi insanın içini ısıtan, şirin bir isme sahip güçlü bir yerel gangster - hazinenin sahibi olduğunu iddia etmektedir. Haksız da sayılmaz: Her şey, hazinenin Karayipler'de, Bigg Bunny'nin rap yıldızı olarak kazandığı parayla satın aldığı bir adada saklı olduğunu göstermektedir.
Bigg Bunny rolünü oynayan Kevin Hart, şöyle açıklıyor: “Bigg Bunny müzik sektöründe yükseliyordu ama yapılabilecek her şeyi yaptıktan sonra yatırım yapmaya karar verdi ve bir ada satın aldı. İşe bakın ki hazine de oradaymış; ama birinin arka bahçesine girip alamazsınız - arka bahçe derken adayı kastediyorum- Bigg Bunny adanın sahibi. Ada üstündeki, altındaki ve civarındaki her şeyle birlikte onun. O böyle hissediyor.”
Finn'in sabır tükenen Bigg Bunny'ye büyük miktarda borçlanmış olması işleri daha da kötüleştirir. “Finn, Bigg Bunny'ye sürekli baş ağrısı yaratıyor çünkü her durumdan kurtulmayı başarıyor. diyor Hart. “Bigg onu yakalayamıyor, öldüremiyor, defedemiyor; arkasından adamlarını yolladığı her sefer, Finn geri geliyor. Bu çok sinir bozucu.”
Tennant, böyle bir komedi macera filmi yapmak riskli bir iş çünkü bir miktar tehlike ve gerilim olmalı ama kötülüğün çok ileri gitmemesi gerekiyor. Ton azıcık çarpık olmalı. Kevin Hart, Bigg Bunny olarak mükemmeldi çünkü acımasız olmaya çalışırken bile komik," diye yorumluyor.
Bigg Bunny'nin iki yardakçısı, Curtis ve Cordell de aynı derecede bahtsız ve Finn'i düşürecekleri tuzağa kendileri yakalanırlar. Brian Hooks ve Malcolm-Jamal Warner sırasıyla Curtis ve Cordell rollerinde görünüyorlar.
Finn kendi sağ kolundan çok fazla yardım almaz; Ukraynalı Alfonz'u İskoç oyuncu Ewen Bremner canlandırıyor. Değerli Mücevher / Precious Gem'e binen Alfonz, Bigg Bunny'ye karşı tetikte olmak yerine Gemma'yı kolaçan etmekte daha iyi olduğunu kanıtlıyor.
Bigg Bunny para ve güce sahiptir ama uzmanlıktan yoksundur. O nedenle deneyim sahibi ve hazineyi bulmakta Finn'i nasıl geçeceğini bilen yegâne kişinin yardımını istemekte gecikmez: Finn'in eski hocası, Moe Fitch. Tecrübeli bir define avcısı olan Moe, daha önce bildiği her şeyi Finn'e öğretmiştir. Ona göre Finn kendisine ihanet etmiştir. Şimdi bir zamanların ortaklığı hararetli bir rekabete dönüşmüştür. Kazanan, ganimeti alacaktır, yani Kraliçe'nin Çeyizi'ni...
Moe'yu canlandıran Ray Winstone, şöyle diyor: “Başlangıçta Moe'nun kötü adam olduğunu düşünüyorsunuz ama insanlar daima sizin algıladığınız gibi değillerdir. Moe, Finn'in çocukluğunda gerçekten hoşuna giden bir şey görmüş olmalı, o nedenle kanatlarının altına alıp oyunun kurallarını öğretmiş. Ama dikkafalı ve o zamanlar belki de ahlaki yönden eksik olan Finn, onu hayal kırıklığına uğratmış. Bu, bir bakıma Moe'nun kalbini kırmış. Ama alttan alta Finn'e karşı hâlâ yufka yürekli bir yanı var. Bu biraz baba oğul ilişkisi gibi.
Winstone, müzmin bir hazine avcısı rolü için araştırma yaparken, hayatlarını geçmişe ait şeyleri açığa çıkarmaya adayanlara büyük saygı duymaya başladığını söylüyor. "Hayatlarını hazine bulup çıkarmaya adayanlar bir parça bilimadamı, bir parça okyanusbilimci ve bir parça kumarbaz olmalı... Bir kere ilk keşfinizi yaptınız mı, ateşi sizi sarıyor. Denizi, keşfetmeyi ve öğrenmeyi seviyorsanız, bu harika bir yaşam tarzı."
Okyanusun altında paha biçilmez bir servet bulmanın cazibesi, uzun süreden beri hazine avcılığı heveslilerini büyülemiştir. Tennant, "Denizin dibinde saklı mücevherlerin ve değerli eşyaların miktarı çok şaşırtıcı. Ortaya çıkarmak samanlıkta iğne aramak gibi ama tüm yaşamlarını buna harcayanlar var. Çılgın insanlar," diyor.
"Dünyanın yüzde 75'inin su olduğu ve bunun da yüzde 95'inin keşfedilmediği söyleniyor; yani daha bulunmamış çok şey var," diyor McConaughey. “Birkaç ipucunu birleştirebilirseniz, her şey mümkün... Ne olursa olsun, bu büyük bir macera olurdu."
Hudson, “Gerçek gemi enkazlarını keşfeden insanların hikâyelerini duymaya başladığınızda, aklınız başınızdan gidiyor. Okyanusun dibinde yüzyıllardır korunmuş bu şeyleri bulmaya çalışmak heyecan verici. Tess ve Finn de aynı heyecan peşindeki tutkuyu paylaşıyorlar."
Avustralya
“Fool's Gold / Altın Şans” Karayipler'de geçiyor ve orijinal plan, filmin çekimlerinin de burada yapılmasıydı. Ancak belli lojistik konular ve yaklaşan kasırga zamanı, yapımcıları plan değiştirmeye zorladı. Sonunda aradıkları her şeyi Queensland, Avustralya'da buldular. Çekimler Port Douglas'ta, Lizard Island'da, Whitsunday'de ve Gold Coast'ta yapıldı.
Prodüksiyon tasarımcısı Charles Wood, “Andy, filmin Karayipler'de geçmesini yürekten istiyordu. O nedenle çekimleri Avustralya'da yapacağımızı bildiğimiz andan itibaren, Karayip adalarının görünüşünü kopyalamalıydım. Avustralya kıyılarında benzer ortamlar aradık. İşimin önemli bölümünü Karayip havasını yakalamak oluşturdu," diyor.
Andy Tennant, “Bir yönetmen olarak, prodüksiyon tasarımcısının vizyonunuzu yansıtacağına güvenmeniz gerekir. Charles Woods hikâyenin tüm detay ve nüanslarına aynı derecede eğildi. Bir prodüksiyon tasarımcısının olmasını isteyeceğiniz gibi kılı kırk yaran biri ve bunu tamamlayacak yeteneğe sahip." diyor.
Wood tasarımları araştırmak ve oralardaki genel atmosferi hissetmek için St. Thomas, St. Croix ve St. John adalarına gitti. Kraliçe'nin Çeyizi'ni tasarlamak için Key West, Florida'daki, yüzyıllar öncesine uzanan hazineler, belgeler ve başka eşyalardan oluşan sıra dışı bir koleksiyona sahip olmakla övünen Mel Fisher Maritime Heritage Museum'da hatırı sayılır miktarda zaman geçirdi. Tasarımcı, ziyaretin paha biçilmez olduğunu söylüyor, çünkü "gerçek İspanyol hazinelerini ve neye benzediklerini görebildim. İllüstrasyonlar ve fotoğraflarla her şey çok iyi belgelenmişti, böylece hazineyi mümkün olduğunca ayrıntılı ve doğru yapmamıza olanak doğdu."
Gerçek hazine avcıları zamanlarının büyük bölümünü okyanus derinliklerini keşfe çıkarak geçirirler; bu nedenle "Altın Şans/Fool's Gold"da aksiyonun büyük bölümünün suyun yakınlarında, üstünde ya da altında yer alması, kendi set zorluklarını beraberinde getirdi. Tennant “Herkes bana suda çalışmanın zor olduğunu söylüyordu, gerçekten öyle. Hava bir anda değişiyor, gökyüzü değişiyor, su değişiyor, hatta her şey batıyor. Ters gidebilecek şeyleri öngörmeli ve ona göre hazırlanmalısınız. Kurduğunuz ekip sizi vezir de edebilir rezil de; ben "Cast Away" ve "Forrest Gump" gibi filmlerde çalışmış ve suda çalışmayı bilen (görüntü yönetmeni) Don Burgess'le çalıştığım için inanılmaz derecede şanslıydım. O inanılmaz bir değer," diye belirtiyor.
Çekimler boyunca sette olan Donald De Line, şunları ekliyor: "Bence film çekmenin en büyük zorluğu, suda çekim yapmak; o yüzden bu büyük bir meseleydi. Her şeyi planlayarak bir sürü zaman harcayabilirsiniz ama son tahlildee doğanın merhametine kalıyorsunuz ve işler her zaman yolunda gitmiyor. Tekneden tekneye, havadan teknelere, karadan teknelere... Aklınıza gelebilecek her varyasyonda çekim yaptık. Her şeyin koreografisini özenle hazırlamamız gerekiyordu. Neyse ki Lance Julian adında muhteşem bir marina koordinatörümüz vardı."
Julian yapımda kullanılacak tekne filosunun toplanmasından sorumluydu. Bu tekneler arasında kamera önünde görünen birkaçının dışında düzinelerce kamera, taşıma ve dalma tekneleri de vardı. Bunların arasında en önemlilerinden biri, Nigel Honeycutt'ın lüks Değerli Mücevher/Precious Gem'ine dublörlük eden 42 metrelik yattı. Doğru gemi sonunda Fiji'de bulundu ve Charles Bills'in dediğine göre istenene mükemmel bir biçimde uydu. "Birkaç güverteye sahip olması ve kıç bölümünden bir dalma alanı bulunması gerekiyordu ve bu yat hepsine sahipti. Bu iş için bu ölçekte tekne bulmak kolay değil, o nedenle Avustralya sularında sahibinin üzerinde film çekmemize izin vereceği bir tane bulduğumuz için şanslıydık."
“Böyle bir yatım olsaydı, bir film ekibini güverteye almak yapacağım son şey olurdu," diye gülüyor Tennant. "Çok güzel bir tekne ve onca zaman kullanmamıza izin verdikleri için minnettarız."
Kadro için suda çalışmanın ilk şartı, dalış sertifikalarını almaları anlamına geliyordu. Deneyimli dublör koordinatörü R.A. Rondell (“Matrix” devam filmleri, “Superman Dönüyor/Superman Returns”), “Suda geçen uzun sahnelerimiz vardı; bu nedenle herkes sertifika programından geçmek zorundaydı. İşin en büyük yanı onlara temel prensipleri öğretip tüm güvenlik adımlarında kılavuzluk etmekti; böylece belli bir düzeye kadar rahatlamalarını sağlayabilecektik ki bu herkes için zordu. Matthew doğuştan bir sporcu ve çok çabuk öğreniyor. Kendisinden istenen her şeyi yapabiliyor. O, dublaj koordinatörleri için bir lütuf. Kate'le daha önce hiç çalışmamıştım ama iyi bir dinleyici ve doğru soruları soruyor. Yapılması gerekeni öğrenip eksiksiz yapıyor," diyor.
Zaten bir dalış sertifikasına sahip olan McConaughey, çekimler sırasında ileri sertifikayı alarak olayları bir sonraki aşamaya taşıdı. Kadronun çoğu için, bu yeni bir dünyaydı.
Hudson, “Oyuncuları birbirine bağlayan harika bir deneyimdi çünkü hep beraber dalıyorduk. Birine güvenmenizi en çok gerektirecek ortamlarda birbinize güvenmeyi öğrendiğiniz durumlardan biriydi," diye belirtiyor.
Filmin dalış operasyonlarına ve suda güvenliğe süpervizörlük eden dalış hocası Tye Zinck, "Hepsi iyi dalgıç çıktı; bu biraz şaşırtıcı çünkü çok az dalış tecrübesine sahip ya da hiçbir şey bilmeyen insanları alıp sualtı ortamına atıyorduk. Matthew, zaten bir dalgıçtı ve suda gayet güçlüydü, onun için endişelenmemize gerek yoktu. Kate başlangıçta biraz kaygılıydı ama aşağıdaki manzarayı görür görmez resmen coştu. Hayatı boyunca bunu yapmış gibi görünüyordu," diye açıklıyor.
“Göründüğünden daha kolay olacağını düşünmüştüm," diye itiraf ediyor Hudson. “İlk gerçek dalışımda suya girmeye korktum ama marina tayfası ve dalış harikaydı. İndiğinizde, mükemmel. Yani, ilk dalışımı Great Barrier Reef'te yapmak aklımı başımdan aldı. Deniz yaşamı muhteşem. Bambaşka bir dünyada olmak gibiydi. Şimdi dalmaya bayılıyorum, suya dönmek için sabırsızlanıyorum."
Öte yandan, Kevin Hart deniz yaşamını uzaktan izlemenin kendisi için yeterli olduğunu söylüyor. "Okyanus benim evim değil. Köpekbalıklarının, deniz analarının ve dikenli balıkların -sizi öldürebilecek şeylerin- yuvası ve onların arazisine izinsiz girmek istemem. Olaya böyle bakıyorum. İnsanların hayatlarında gördükleri en güzel su olduğunu söylemeleri umurumda değil. Tekneden görebiliyorum. Daima tekneden," diyor şakayla karışık.
Elbette ki güvenlik birincil öncelikteydi ve kadro, ilk sorun belirtisinde ya da istenmeyen sualtı meraklılarına müdahale etmeye hazır profesyonel dalgıçlarla kuşatılmıştı. Gerçekten de, kuzey Avustralya sularına özgü ölümcül Irukandji deniz anaIarının beklenmedik akını, herkesin sudan çıkmasına ve çekimlerin bir süre durmasına neden oldu. Deniz anaları ayrılmaya niyetli gibi görünmeyince, yapım ekibi kısa bir süreliğine Karayip sularına taşınarak sahneleri tamamladı.
“Okyanusun ortasındayken Tabiat Ana'nın ne yapacağını asla bilemezsiniz," diyor McConaughey. Mekânlar ne kadar güzel olsa da, rüzgârdan dalgalara ya da bu korkunç deniz analarına çeşitli tehlikeler barındırıyor. Buna karşı yapabileceğiniz hiçbir şey yok, o yüzden onlarla çalışmalısınız."
Yine de, belli sualtı sahneleri açık okyanusun sunduğundan daha kontrollü bir ortam gerektiriyordu. Ne yazık ki Queensland'de su tankı yoktu, o nedenle bir tane inşa edilmesine karar verildi. Wood, "Sualtı işleri yapmıştım ama hiçbiri bu boyutta değildi; o yüzden tankı inşa etmek benim için yeni bir bölgeye girmek demekti. Mühendislik geçmişine sahip sanat yönetmeni Peter Russell'la yakın temas halinde çalıştık ve bu süreçte inanılmaz yardımları dokundu. İşbirliği yaptığımız yerel müteahhitler de gelip bize önemli tavsiyelerde bulundular," diye anlatıyor.
İlk soru, boyutlarıydı. Wood şöyle açıklıyor: "Tankın ölçeğini başlangıçta belirleyen şey, içinde çekilecek ilk sahnelerden biri olan, Finn'in teknesi Booty Calls'un batışı oldu. Teknenin 12 metre uzunluğunda olduğunu biliyorduk ve çalışabileceğimiz yeterli açıklığı sağlamak için iki taraftan da 6'şar metreye ihtiyacımız vardı."
Teknenin son boyutları 43 metre uzunluk, 30 metre genişlik ve minimum derinliği 5, maksimum derinliği 6,5 metreydi. 7,2 milyon litre su alabilmesi onu, Wood'un deyimiyle "Güney yarımküredeki en büyük tankı ve dünyanın en büyüklerinden biri" yapıyor.
Tankın inşası sadece başlangıçtı. "Tankın bakımı ve çalıştırılması daha karmaşıktı," diye belirtiyor Wood. "Filtre ve ısıtma sistemleri kendi çaplarında büyük meseleydi. Yani, tankın içine istediğimizi koyabilirdik ama su yeterince berrak olmazsa hepimiz için sorun yaratırdı."
“Tanka sahip olmak inanılmazdı," diyor Tennant. “Bir gün, batmış gemiyi tankın dibinden çektik. Sonra gittik. Geri döndüğümüzde, çekime hazır bambaşka bir set vardı. Sonra oyuncularla beraber içeri girdik ve sualtında oynadık," diye gülümsüyor.
“Film çekmeyi sevmemin nedenlerinden biri, yeni deneyimler yaşama fırsatını bulmak; bu filmde daha önce yapmadığım bir sürü şey yaptım," diyor yönetmen. "Avustralya'da çalıştım, sualtında çekim yaptım ve büyük aksiyon sahneleri çektim. Harika vakit geçirdim."
|
|||||||||||