Sevgililer Günü’ne özel klasik Türk aşk filmleri…

Sevgililer Günü'ne özel klasik Türk aşk filmleri...

TÜRVAK Sinema Müzesi, Sevgililer Günü’nün kutlanacağı Şubat ayına özel, Türk Sinemasının unutulmaz aşk filmlerinden bir seçkiyi “Sevgiye, Sevgiliye, Sevgilerle” sloganı ile sinemaseverlerle buluşturuyor.

Hazırlanan program iki bölümden oluşuyor. Belgin Doruk filmlerinin yer aldğı 14 ve 15 Şubat tarihlerinde sanatçının iki ayrı filmi gösterilecek. Bunlardan ilki, Belgin Doruk’un ilk filmlerinden olan ve Zeki Müren’in eşsiz sesiyle izleyenleri büyülediği 1955 yapımı “Son Beste” adlı film… İkincisi ise Belgin Doruk’un Ayhan Işık’la başrolü paylaştığı ve Türk Sinemasının unutulmaz çiftini yarattıkları 1961 yapımı “Küçük Hanımefendi”…

16 Şubat’ta ise Erler Film’in en çok sevilen romantik komedilerinden “Vahşi Gelin” adlı filmin gösterimi var. 1978 yapımı bu filmin başrollerinde Gülşen Bubikoğlu ile Cüneyt Arkın oynuyorlar.

15 Şubat Cuma akşamı gerçekleşecek “Küçük Hanımefendi” film gösterimi sonrasında ziyaretçiler, Belgin Doruk ve Ayhan Işık’ın, TÜRVAK Müzesi’nde birlikte sergilenen balmumu heykelleriyle hatıra fotoğrafı çektirebilecek. Tüm sinemaseverler, film gösterimlerine indirimli Müze giriş bileti ile (5 TL) katılabilecekler.

Gösterim Programı

14 Şubat 2013, Perşembe, saat 19:30
“Son Beste” (1955)
Yönetmen: Arşavir Alyanak
Oyuncular: Belgin Doruk, Zeki Müren, Behzat Butak, Bedia Muvahhit, Neşe Yulaç, Reşit Baran

15 Şubat 2013, Cuma, saat 19:30
“Küçük Hanımefendi” (1961)
Yönetmen: Nejat Saydam
Oyuncular: Belgin Doruk, Ayhan Işık, Sadri Alışık, Avni Dilligil, Aliye Rona, A. Tarık Tekçe, Şaziye Moral, Nubar Terziyan

16 Şubat 2013, Cumartesi, saat 14:00
“Vahşi Gelin” (1978)
Yönetmen: Osman F. Seden
Oyuncular: Gülşen Bubikoğlu, Cüneyt Arkın, Tanju Gürsu, Mümtaz Ener, Nubar Terziyan

Filmlerin gösterileceği TÜRVAK Sinema – Tiyatro Müzesi Ali Efendi Sinema Salonu, Beyoğlu’nda Galatasaray Meydanı, Yeniçarşı Cad. No. 24′te bulunuyor.

ABD bedava kablosuz internete hazırlanıyor

ABD bedava kablosuz internete hazırlanıyor

ABD hükümeti, ülke genelinde kablosuz internet kullanımını ücretsiz hale getirmek için çalışma başlattı. Washington Post’un manşetten yayınladığı habere göre ABD Başkanı Barack Obama, tüm ABD’yi kapsayacak ve cep telefonu kullanımını da tamamen ortadan kaldıracak, ücretsiz ‘süper Wi-Fi’ ağı kurmayı planlıyor. Böylece Başkan Obama’nın çılgın projesi hayata geçmiş olacak.

Ancak 178 milyar dolarlık ABD kablosuz iletişim pazarını ortadan kaldırabilecek bu girişime, telekominikasyon şirketleri şiddetle karşı çıkıyor. Telefon şirketlerinin istemediği bu uygulamaya Google ve Microsoft gibi dev teknoloji kuruluşları destek veriyorlar.

Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından hazırlanan projenin inovasyonda bir patlama yaşanabileceği belirtiliyor. Sistemin devreye girmesi pek çok teknolojik yeniliği de beraberinde getirecek. Evlerde kullanılan kablosuz internet erişimine göre çok daha güçlü bu sistem, kalın duvarlardan geçebildiği gibi, araç hareket ederken de bağlantı mümkün olacak.

Cep Telefonları da Ücretsiz Bağlanacak

Uygulamanın devreye girmesi için halen birkaç yıllık süre olduğu belirtilse de, internet bağlantı özelliği olan cep telefonları da ücretsiz olarak arama yapabilecek. Ancak telekom şirketleri, mevcudiyetlerini tehlikeye sokacağını savunarak hükümet tarafından hazırlanan girişime karşı lobi faliyetlerini hızlandırdı.

AT&T, T-Mobile, Verizon, Intel ve Qualcomm, FCC’ye gönderdiği mektupta hükümetin internet yayını yapılacak frekansı işletmek için kendilerine devretmesi gerektiğini savundu. Çip üreticisi Intel de, internet yayınının pek çok frekansın karışmasına neden olabileceğini öne sürdü. Cumhuriyetçiler ise plana, ABD hazinesine milyarlarca dolarlık ek yük getireceği gerekçesiyle karşı çıkıyor.

Blackberry Z10 ve Q10 ile eski günlerine döndü

BlackBerry Z10Akıllı telefon rekabetinde uzun süredir zor günler geçiren BlackBerry, yeni telefonlarıyla eski parlak günlerine döndü. Samsung ve Apple’ın hızla yükseldiği telefon pazarında BlackBerry mevcut cihazlarıyla ikinci plana düşmüştü. Bu yüzdendir ki, yeni çıkarttığı Z10 ve Q10 modellerinin BlackBerry için son şans olduğu yorumları yapılıyordu.

Böyle bir ortamda İngiltere ve Kanada’dan gelen satış rakamları BlackBerry yöneticilerini rahatlattı. CNET’in haberine göre O2, Vodafone, Orange ve EE mağazaları aracılığıyla satılan BlackBerry 10′lar önsiparişte olmasına karşın tüketicilerden öylesine yoğun ilgi gördü ki, daha şimdiden İngiltere’de tükendi. Satış rakamı olarak ise BB10′lar 100 bin sınırını rahatlıkla geçti.

BlackBerry Yenilikleri

Yeni BlackBerry’lerin şüphesiz en önemli özelliği birçok yeni özellikle birlikte gelen BlackBerry 10 işletim sistemini kullanıyor olması… Z10 ve Q10 isimlerini alan cihazların biri tamamen dokunmatik, diğeri ise klasik BlackBerry’lerde olduğu gibi klavyeye sahip. 4.2 inç’lik ekranıyla dikkat çeken Z10 klavyesi olmadığı için Q10′a kıyasla daha büyük bir ekrana sahip…

1.5 GHz hızında işlemciden güç alan cihazda 16 GB dahili hafıza bulunuyor; ancak microSD kart desteği sayesinde toplam hafıza 48 GB’a kadar artırılabiliyor. 8 megapiksel dahili kamerası sayesinde ise 1080p formatında video çekimi yapabiliyor. 3.1 inç’lik ekranıyla klavyeli Q10, 720×720 piksel ekran çözünürlüğüne ulaşıyor ve diğer model ile benzer donanımsal özellikleri kullanıyor.

Aşk Kırmızı Filmi Konusu ve Resim Galerisi

Aşk Kırmızı - Ezgi Asaroğlu, Tayanç Ayaydın, Nurgül Yeşilçay

Aşk Kırmızı - Nurgül Yeşilçay, Tayanç Ayaydın

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Aşk Kırmızı

Üç kişilik aşk olur mu?

Ferhat, Nazlıgül ve Zeynep, hiç akıllarına gelmeyen bu soruyu, şimdi cevaplamak zorundalar.

Ferhat… Yıllar önce ilk aşkı Nazlıgül’ü kaybettiğinde çok acı çekmiş, yaralarını çok sevdiği Zeynep’le sarmış.

Nazlıgül… Yarım kalan aşkını kalbine gömmüş, Ferhat’tan sonra seviştiği hiç bir erkeğin gözlerine bakmamış.

Zeynep… Kocasına öyle aşık ki, ondan bir gece bile ayrı uyumaya dayanamıyor.

Ferhat’la Zeynep’in ayrı yattıkları ilk gece, Ferhat hiç ummadığı bir anda, hiç beklemediği bir yerde Nazlıgül’le karşılaşır. Bir meşk gecesinde.

Ertesi sabah, iki eski sevgili anlarlar ki, bir meşk gecesinin sabahında aşka yürümek, dünyada cennetten cehenneme yol almak gibidir. Zeynep aldatıldığını öğrendiğinde, üçünün de tek hissettiği, ateşin acısı olur.

Bir adamın ilk aşkıyken öteki kadın olmanın acısı Nazlıgül’ü yakar.

Kocasının kendisini aldattığını öğrenmek, Zeynep’i acıtır.

Çok sevdiği iki kadının acısı, Ferhat’a arafın cehennemden bile kötü olduğunu anlatır.

Herkesin masum olduğu bu aşk hikayesinde, Zeynep’le Nazlıgül’ün birbirlerini çok sevmeleri ise, bildiğimizi sandığımız cevapları yeniden düşünmemize yol açar:

Aynı anda iki kişiyi sevebilir misin?

Sadakat, üç kişilik bir aşkın neresinde durur?

Birini çok seviyorsan, onun sevdiğini de sever misin?

Seninle aynı adamı sevdiği için onu suçlayabilir misin?

Onun sevdiği kadına kendinden bile çok güvenir misin?

O soruyu hiç sordun mu; üçünüz olur muydu?

Yönetmen: Osman Sınav
Senaryo: Osman Sınav
Uygulayıcı Yapımcı: Taner Özbel
Görüntü Yönetmeni: Vedat Özdemir
Oyuncular: Nurgül Yeşilçay, Tayanç Ayaydın, Ezgi Asaroğlu, Teoman Kumbaracıbaşı, Sait Genay, Şebnem Dilligil, Renan Karagözoğlu, Güneş Çağlar Hüseyin, Serdar Yeğin, Sertaç Boztepe, Ceren Mertadam, Irmak İpek Altın, Özlem Hasgül, Tuğçe Karabacak, Murat Bezek, Ayda Aksel, Burak Sergen
Ses Tasarım: Melodika
Sanat Yönetmeni: Soydan Kuş
Oyuncu Seçimi: Harika Uygur
Yapım Şirketi: Sinegraf Film
Türkiye Dağıtımı: UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 15 Mart 2013

Hititya Türk Sinemasına Yeni Soluk Getirecek

Hititya: Madalyonun Sırrı

Alman – Türk ortaklı Inka Investment Holding tarafından 5 milyon dolarlık bütçeyle finanse edilen ve Türkiye’nin İlk Türk Fantastik Çocuk Filmi olarak vizyona girmeye hazırlanan Hititya: Madalyonun Sırrı, Mart ayında sinemaseverlerle buluşuyor.

2003 yılında Almanya’da 100 milyon Euro’luk bütçeyle Tamer Zincidi ve ortakları tarafından kurulan fon şirketi Inka Investment Holding bir ilki gerçekleştirerek, ilk defa bir Türk filmine yatırım yapıyor. Bu filme yaptığı yatırımla sinema ve medya sektörüne hızlı bir giriş yapan Inka Investment, dijital baskı ve enerji yönetimi sektörlerinde de yatırımcı olarak faaliyet gösteriyor. Dağıtıcılığını Warner Bross’un yaptığı Hititya: Madalyonun Sırrı filminin 300 kopyayla Türkiye’de, Türkiye dışında ise Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde de gösterime girmesi plânlanıyor.

Başrollerini Emir Berke Zincidi, Egemen Zincidi, Nehir Çağla gibi çocuk oyuncuların paylaştığı filmde; Gürkan Uygun, Ebru Cündübeyoğlu, Serra Yılmaz, Avni Yalçın, Deniz Özerman, Uğurkan Erez ve ünlü Alman oyuncu Bruno Eyron, gibi sinema sektörünün önemli isimleri rol alıyor. Anadolu topraklarında geçen Hititya Mitolojisinden yola çıkılarak anlatılan hikâyenin büyük bir bölümü, kültürel ve mitolojik dokusuyla büyüleyen Kapadokya’da çekildi.

Hikâyesini Filiz Zincidi’nin kaleme aldığı ve Almanya’dan gelen ve 100′ün üzerinde çocuk senaryosu yazmış olan Mr. Thomas Brückner ve yetkili ekip tarafından senaryolaştırılan hikâyede arkeolog bir babanın ve özel güçlere sahip bir annenin çocukları olan Alaz, Yaman ve Nehir’in; paralel bir evren olan Hititya’ya geçerek özel güçlere sahip olmaları ve annelerine kavuşmak için kötülükler dünyası efendisiyle savaşmaları anlatılıyor.

Türkiye’de ilk kez F65 çekimiyle ve 4K görüntüsü kullanılarak gerçekleştirilen çekimlerle çok daha net, canlı ve derin bir görüntü elde edildi. Zengin kostüm ve aksesuar kullanımıyla dikkat çeken filmde, 750 figüran ve 35 dublör kullanıldı. 8 ay hazırlık aşaması süren Hititya: Madalyonun Sırrı filminin çekimleri 10 haftada tamamlandı. 3 seri olarak çekilmesi plânlanan filmin ikincisi 3D olarak çekilecek.
Konusu, çekimleri, oyuncuları ile Türkiye’de bir ilki gerçekleştirecek olan Hititya: Madalyonun Sırrı, sadece çocukların değil büyüklerin de ilgisini çekecek.

Yönetmen: Ulaş Şimsek, Cengiz Deveci
Oyuncular: Gürkan Uygun, Ebru Cündübeyoğlu, Serra Yılmaz, Avni Yalçın, Deniz Özerman, Uğurkan Erez, Bruno Eyron
Senarist: Thomas Brückner & Yetkili Ekibimiz
Hikaye: Filiz Zincidi
Yapımcı: Zincidi Yapım
Görüntü Yönetmeni: Mirsad Herovic
Supervisor: Verena S. Freytag
Uygulayıcı Yapımcı: Aydoğan Gündoğdu
Türkiye Dağıtımı: Warner Bros. Türkiye
Gösterim Tarihi: 1 Mart 2013

Lavinya: Sonsuzluk, Aşk ve Ölüm

LavinyaTamamını doğaçlama olarak çektiği ilk filmi Film’ ile sinema çevreleri tarafından dikkatleri çekmeyi başaran ve yurt dışında aldığı ödüllerle adından söz ettiren yönetmen Kerem Topuz, ikinci sinema filmi “Lavinya” için kamera arkasına geçmeye hazırlanıyor. Senaristliğini de Kerem Topuz’un yaptığı filmin, yapımcılığını Arti Film olarak Türker Korkmaz üstleniyor.

İstanbul’da başlayıp Anadolu’daki bazı kasabalarda, esnaf lokantalarında, benzin istasyonlarında, garlarda ve yollarda geçecek olan filmin ana teması; sonsuzluk, aşk ve ölüm.

Filmin ismini, Özdemir Asaf’ın ‘Lavinia’ adlı şiirinden esinlenerek koyduğunu belirten Topuz, bazı sahnelerde de Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ına göndermelerde bulunuyor.

If İstanbul’da “muhalif hareket” teması devam ediyor

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler FestivaliMaximum Kart partnerliğiyle düzenlenen 12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali 14 Şubat’ta İstanbul’dan yola çıkıyor. Geçen yıl, dünyayı etkileyen sokak hareketlerini tema seçen !f İstanbul, hareketin geride bıraktığı rüzgârı takip ediyor ve dünyayı değiştiren insanların umut verici hikayelerini bir araya getiriyor.

Geçen yıl Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinden yola çıkarak temasını “Hareket” olarak belirleyen !f İstanbul, bu yıl da rüzgârın bıraktığı izleri takip ediyor ve ‘hareket’li filmleri bir araya getiriyor. Turkcell Profesyoneller Kulübü’nün sponsorluğunda hazırlanan “Sev & Değiştir” bölümünde izleyeceğimiz filmler, dünyayı değiştirmek için hala bir fırsatımız olduğunun umudunu taşıyorlar.

Mısır’dan Rusya’ya, Kahire’den Wall Street’e

İran’daki Ahmedinejad rejimini anlattığı Letter to the President adlı filmiyle dikkatleri çeken Petr Lom’un son filmi Back To The Square/Meydana Dönüş, Mısır’da Hüsnü Mübarek’i düşüren devrimin tanığı beş kişinin hayatlarında nelerin değiştiğini ve değişmediğini anlatıyor. Bu beş Mısırlının hayatlarını takip ederek “Devrimin üstünden altı ay geçmiş ve ne kazanıldı?” sorusuna yanıt arayan belgesel, Tahrir devriminin sadece bir başlangıç olduğunu, demokrasiye ulaşmak için mücadelenin devam etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Velcro Ripper’ın Kahire’den Calgary’ye, Wall Street’ten Madrid’e dünyanın dört bir tarafında devam eden aktivist eylemleri belgelediği Occupy Love, yönetmenin Ateşli Aşk Üçlemesi olarak adlandırdığı serisinin sonuncu filmi. Ripper, gezegenimizin karşı karşıya olduğu sorunların derinlerine inerken dünyada yükselen değişim arzusunu belgeliyor. Ekonomik krizle ekolojik çöküşün ne kadar bağlantılı olduğunu, ekonomilerin sistemi devam ettirebilmek için nasıl doğayı sömürdüğünü ortaya koyuyor. Ripper uyarıyor: “Bugün tüm gezegen sıfır noktasına yaklaşmış durumda.” Tek çözüm ise farklı bir devrim.

Bölümün bir diğer ‘hareket’li filmi ise Rusya’dan geliyor. 10 yönetmenin bir araya gelip çektiği, Vladimir Putin’in başkan seçilmesinin ardından binlerce insanın katıldığı hükümet karşıtı gösterileri anlatan Winter, Go Away!/Defol, Kış!, şiddete maruz kalma ya da hapse düşme tehlikesine rağmen bir şeyleri değiştirmek için çabalayan çok sayıda etkileyici insanla tanışmamızı sağlıyor.

Hareket bizde başlıyor

“Sev ve Değiştir” bölümünde ayrıca, sokakta olmasa bile yaşamları ya da eylemleriyle ‘hareket’ yaratan insanların hikâyelerini de izleyeceğiz: Son yılların en yaratıcı eylemlerine imza atan hacktivistlerin dünyasına yakından bakan We Are Legion: The Story of the Hacktivists/Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi, bir grup Estonyalı genç aktivistin, kocaman bir evi yüzlerce insan için sürdürülebilir bir yaşam alanına dönüştürmelerinin inanılmaz hikâyesini anlatan The New World/Yeni Bir Dünya ve çevre için para toplamak amacıyla amatör porno yapıp internette satan bir grubun mücadelesine tanıklık eden Fuck For Forest/Orman İçin Seviş değişimin bizde başladığının kanıtını taşıyan filmler.

Change.org’la atölye

Festival kapsamında ayrıca, “Bir Muhal!f: Bir Muhalifin Kampanya El Kitabı” başlıklı bir atölye de düzenlenecek. 20 Şubat’ta Salt İstanbul – Açık Sinema’da, 28 Şubat’ta ise ODTÜ GİSAM’da gerçekleşecek atölye, dünyanın en büyük imza kampanyası platformu Change.org’un direktörü ve sivil toplum aktivisti Uygar Özesmi’nin rehberliğinde yapılacak ve online aktivizm ve kampanyacılığın hayatın içindeki karşılığı konuşulacak.

Biletler 1 Şubat’ta ön satışta

12. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 14-24 Şubat tarihleri arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat-3 Mart tarihlerinde de Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova sinemalarında gerçekleşecek. Festival biletleri 1-3 Şubat tarihlerinde İstanbul, 8-10 Şubat tarihlerinde Ankara ve İzmir’de indirimli ön satışa çıkacak.

Zero Dark Thirty: Usame Bin Laden Nasıl Öldürüldü?

Zero Dark Thirty - Jessica Chastain

İşkence sahneleriyle büyük tartışmalar yaratan Zero Dark Thirty Türkiye’deki gösterim tarihi 8 Şubat olarak belirlendi. En İyi Film dahil 5 dalda Oscar Adayı olan, bir çok ödül kazanan Zero Dark Thirty tüm tartışmalara rağmen Amerika’da çıkış yaptığı hafta 1. oldu ve bir çok eleştirmen “Yılın En İyi Filmi” diye nitelendirdi.

Time dergisinin yaşayan yönetmenler içinde en iyi aksiyon yönetmeni olarak yazdığı Oscarlı ikili Kathryn Bigelow (yönetmen) ve Mark Boal’ın (senarist-yapımcı) yeni filmi “Zero Dark Thirty”, 11 Eylül saldırılarının sorumlusu El Kaide örgütünün lideri Usame bin Ladin’in Pakistanda yakalanıp öldürülmesine kadar geçen süreçi, bu konu üzerinde çalışan ekibin hikâyesini anlatıyor. Mark Boal’ın gazetecilik geçmişine dayanarak yaptığı araştırmalar sonucu yazdığı senaryoda ise gerçeklere sadık kalındı.

Filmin başrolünde CIA ajanı Maya karakteriyle sergilediği olağanüstü performansıyla Jessica Chastain En İyi Kadın Oyuncu (Drama) Altın Küre Ödülünü kazanırken, Oscar ve BAFTA Ödüllerinde de En İyi Kadın Oyuncu (Drama) dalında adaylık aldı. Birçok eleştirmen tarafından tam not alan Jessica Chastain güçlü performansıyla izleyen herkesi büyülüyor.

Hikayenin sonunu biliyoruz ama…

Usame Bin Ladin’in avı dünyayı ve iki Amerikan başkanlık yönetimini on yıldan fazla bir zaman meşgul etti. Ama sonuçta küçük, zeki bir CIA takımı onu bulup yok etti. Görevleri her yönden gizlilik içinde yönetildi. Yine de bazı detaylar halka duyuruldu. Birçok istihbarat operasyonunun en önemli bölümleri Oscar ödüllü ikili Kathryn Bigelow ve Mark Boal tarafından ilk defa ekrana yansıtıldı.

Ladin’in takibi ve yakalanışı hareketli olduğu kadar gerçeklere de sadık, gücü tam ortasına alıyor ve tarihi görevi izleyiciler en ön sıradan izliyorlar. Pakistan topraklarında olabilecek en üst seviyede ki özel harekât operasyonuna tanık oluyorlar.

Zero Dark Thirty - Jessica Chastain

Jessica Chastain filmde CIA ajanı Maya rolünde…

Yaklaşımı ve hızlı olması “Zero Dark Thirty”i diğer filmlerden ayırıyor. Bin Ladin’i bulma görevi başlangıcından itibaren tehlikeyle doluydu ve görev alan tüm Amerikalı çalışanlar kurtulamadı. Bazı istihbarat uzmanları bu görevin gerçekleştirilmesinin imkânsız olduğuna inandılar ama kararlı bir grup analizci ihtimallere meydan okudu ve onları yanlış çıkarttı. Usame Bin Ladin’i bulma uğraşı ilk defa çarpıcı, dolaysız ve güvenilir detaylarla çekildi.

Film on yıl içinde gerçekleşmiş olayları, birçok ülkeyi, büyük bir ekibi ve geniş bir kastı kapsayan uzun bir yolculuktan oluşuyor. Ekip kendini işine adamış ve tarafsız, yalnızca olan olayları gerçeğe uygun ve olabildiği kadar derin şekilde anlatmak istiyor. Bu nokta da geçilen etik sınırlar yüzünden birkaç darbe alıyorlar. Niyetleri insani duyguları içeren sinematik bir iş ile tarihi bir kitap yaratmak.
“Zero Dark Thirty” Kathryn Bigelow’un başlangıcından bugüne kadar en tutkulu olduğu film olarak gösteriliyor.

Senarist ve yapımcı Mark Boal, eğitim görmüş bir gazeteci ve ödüllü bir drama yazarı olarak hikâyeyi aktarırken sayılamayacak kadar çok benzersiz sorunla karşılaşmış. Boal kaynaklarına, kişisel çabalarında ve detaylarında tarihe uyacağına söz vermiş. Diyalogları ve sahneleri yazarken yaptığı kapsamlı röportajlardan esinlenmiş, böylece olayı yaşayan kişilerin gerçek hayatlarını referans almış.

Günün sonunda filmi yapanlar hikâyeyi olayın az tanınan katılımcılarının gözünden anlatmayı tercih etmişler: Maya, teröristleri bulup yok etmek üstünde uzmanlaşmış genç bir CIA ajanı. Bazı yönlerden gösterdiği gelişim, masumluktan korkunç ve zalim hırsa, bir ülkenin insafsız terör karşısında gösterdiği çabaların evrimine benzemekte…

“Zero Dark Thirty” bakış açısıyla diğerlerinden çok farklı ve tek olan bir film. Aksiyon, araştırma dokümantasyon ve dramanın karışımı, ne bir kurmaca filmi ne de belgesel ama ikisinin karışımı. Film gizliliklerin üstüne ışık tutan istihbarat avında ve terör savaşının karanlık koridorlarında geçiyor. Normal zaman etik kurallarının işlemediği durumun belirsizliğini ve insan cesaretinin gizemini beceriyle tasvir ediyor.

“Zero Dark Thirty” merkezinde iki çok yaratıcı yazarın kendilerini zorlayarak ve çaba harcayarak modern zamanın en çok tartışılanının ama en az bilineninin sinematik bir sunumu. Olaylar gerçeklere uygun olarak yeniden yaratılmış, izleyiciyi aksiyonun ortasına koyuyor; Pakistan’da çekim dâhil. Film gerçekçi ve nefes kesici aynı zamanda derin ve kışkırtıcı…

Yönetmen: Kathryn Bigelow
Oyuncular: Jessica Chastain, Joel Edgerton, Chris Pratt, Kyle Chandler, Jennifer Ehle, Jeremy Strong
Senaryo: Mark Boal
Prodüksiyon Tasarımı: Jeremy Hindle
Görüntü Yönetmeni: Greig Fraser
Kurgu: William Goldenberg, Dylan Tichenor
Kostüm Tasarımı: George L. Little
Set Dekorasyonu: Lisa Chugg, Onkar Khot
Türkiye Dağıtımı: Chantier Films
Gösterim Tarihi: 8 Şubat 2013

El-Cin: Korkarsan ölürsün, korkmazsan daha kötüsü…

El-Cin

Dabbe ve Semum filmleriyle “Cin ve kıyamet” temalarını Türk korku sinemasına kazandırarak dünya çapında tanınmasını sağlayan Hasan Karacadağ yeni bir korku filmine imza attı. Hasan Karacadağ’ın senaryosunu yazıp, yönettiği el-CİN filmi, Doğu’nun unutulmuş masalları arasında kaybolmak üzere olan ve “üç harfliler” diyerek geçiştirilen ‘cinler alemi’ hakkında çok az bilinen bir detaydan yola çıkıyor.

Başrollerini başarılı genç oyuncular Fulya Zenginer, Serdal Genç, Oğuzhan Yıldız, Hande Kaptan ve Alper Kadayıfçı’nın paylaştığı film, karanlık ve bilinmeyen dünyalara ait daha önce hiç anlatılmamış bir sırra, insanoğlundan daha eski tarihleriyle gecenin örtüsü altına gizlenmiş kindar gözleyicilere yani cinlere, öte alemin bilinmeyen sakinlerine odaklanıyor.

el-CİN filminde, insan gözünün algıladığı görüntüleri beyne göndererek, kayıt etme mantığı dünyada ilk defa kullanıldı. Hasan Karacadağ, ilk Japonya’da denediği ve özgün fikri kendisine ait olan bu metodun, filmi sinemada bir defa izleme ve sonrasında beyinde defalarca tekrar izlemeye yönelik bir bilinçaltı sistemi olduğunu söyledi.

Çekimleri Şile ve İstanbul’da gerçekleştirilen el-CİN filmi için özel olarak kurulan platoda ‘CMAB’(consciousness, mindandbrain) tekniğiyle, izleyenin bilinçaltına üç boyutlu görüntüler yerleştiren yeni bir kamera ve kurgu sistemi kullanıldı. Filmin, digitalefekt, özel ses efektleri ve animasyonları da bu metotla kurguya dahil edilecek.

El-Cin Fulya Zenginer

Konu Akışı

Film; gece örtüsü altına gizlenerek, insanı gözleyen cinler alemine ait 5.000 yıllık yasak bir bilgiyle başlar… En son Süleyman Peygamber’in sarayında fısıldanan bu bilgi, duyanları ve bilenleri kör bir dehlize çeken, keskin bir sırdır…

İstanbul Şile’de bir kız çocuğu bilinmeyen kişiler tarafından tuhaf bir şekilde kaçırılır. Aynı ilçede yaşayan ve kayıp çocuk olayıyla hiçbir ilgisi olmayan beş üniversite öğrencisi gündelik yaşamlarına devam ederken, kaçırılan kızla ilgili aniden doğaüstü olaylar yaşamaya, ürkünç görüntüler görmeye ve kendilerini Büyü, Ayin ve benzersiz bir Lanetle kuşatılmış olarak bulurlar. İlk başta anlamlandıramadıkları bu korkutucu olaylar, kendi aralarında tartışmalara sebep olur.

Kayıp küçük kızı ve ailesini tanımadıklarını iddia eden bu beş genç, neden bu olayları yaşamaktadırlar? Küçük kız neden kaçırılmıştır, nerededir? Yoksa bu beş arkadaştan biri şeytanın ta kendisi midir? Dehşet gitgide artarken gizledikleri sır onları, insanlık tarihinden de eski, cinler aleminin ve Azrail yokuşu denen boyut kapısının eşiğine getirir. Gençler, ölümden daha korkutucu olan bu eşikten kurtulabilecekler midir? Azrail Yokuşuna gizlenen cüzzamlı sır nedir? Suçlu kimdir?

Yönetmen: Hasan Karacadağ
Oyuncular: Fulya Zenginer, Serdal Genç, Oğuzhan Yıldız, Hande Kaptan, Alper Kadayıfçı, Sevinç Erol, Ebru Unurtan, Sultan Köroğlu Kılıç, Elif Erdal, Çetin Yeltekin, Hakan Bozyiğit, Mine Vurankaya, Dora Sarıkaya
Senaryo: Hasan Karacadağ
Yapımcı: J Plan, Hasan Karacadağ
Yardımcı Yönetmen: Gül İrem Kula
Görüntü Yönetmeni: Bahadır Eren
Sanat Yönetmeni: Sumru Aytaç
Ses Operatörü: Serhat Seyis
Animasyon: Filmefekt
Prodüksiyon Uygulama: DSR film
Işık Şefi: Recep Bayburt
Makyöz: Gülşah Hıdımoğlu Bayburt – Nurhayat Özelçi
Set Amiri: Murat Yaşar
Kuaför: Dinçer Kaya
FocusPuller: Tahir Canlı
Türkiye Dağıtımı. UIP Filmcilik
Gösterim Tarihi: 5 Nisan 2013

Celal ile Ceren IMDb sitesinde en kötü film seçildi mi?

Celal ile Ceren

Başrollerinde Şahan Gökbakar ile Ezgi Mola’nın oynadığı “Celal ile Ceren” filminin IMDb sitesinde dünyanın en kötü filmi seçildiği haberleri bir süredir sinema gündeminde yer alıyor. İzleyicinin beğeni puanının 1.6′ya kadar düşmesi üzerine bu tip haberlerin giderek yaygınlaşması üzerine filmin yapımcı şirketi Çamaşırhane yetkilileri, konuyla ilgili bir basın açıklaması yayınlayarak kendi düşüncelerini dile getirdiler. Çamaşırhane’nin basın açıklaması aynen şu şekilde:

18 Ocak’ta vizyona giren ve henüz ilk iki haftasında 2 milyonu aşkın izleyiciyle buluşan Şahan Gökbakar’ın yeni filmi Celal ile Ceren hakkında, IMDb tarafından dünyanın en kötü filmi seçildiği ile ilgili dedikodu haberler basında yer almıştır.

İşin aslı şudur ki, Internet Movie Database (İnternet Film Veri Tabanı), kısaca IMDb, yeryüzündeki tüm ülkelerin ve tüm dönemlerin sinema ve televizyon filmleri hakkında bilgiler barındıran Halka açık bir veritabanıdır. Üye dahi olmaya gerek kalmadan, IMDb sitesini bilgi amaçlı kullanan insanlar, aynı zamanda IMDb veritabanında yer alan filmler ile ilgili anket mantığında beğeni oyları da kullanabilirler. Dolayısı ile IMDb kuruluş olarak, dünyanın en iyi filmleri ya da dünyanın en kötü filmleri tarzında herhangi bir seçim, sıralama, belirleme ya da açıklama yapmaz. Bu tip haberler tamamı ile asılsızdır.

Malesef, kötü niyetli kişiler tarafından, aslında kamuoyunun gerçek düşüncesini yansıtılmış gibi gösterilip, herhangi bir filmin IMDb puanı olumlu veya olumsuz yönde kolaylıkla manipule edilebilmekte ve saptırılabilmektedir. Özetle herhangi bir film bir numarayada çıkartılabilir, ya da sonuncu sıraya da düşürülebilir. Celal ile Ceren filmine yapılan bu tip bir saldırı yarın herhangi bir filme de yapılabilir.

IMDb sitesinde kullanılan yapılan oylamaların ilk günlerinde gelen oylar 10 üzerinden 7 beğeni puanı alan Celal ile Ceren, ilerleyen günlerde, kendilerini sözlük yazarı olarak nitelendiren, çesitli mesaj-panosu sitelerine üye olan, kimlikleri dahi belli olmayan kişiler tarafindan organize edilen plânlı ve örgütlü bir saldırıya maruz kalmıştır. Bu kişiler, sahte email hesapları da oluşturarak, filmin IMDb beğeni skorunu aşağıya çekmek amaçlı oy kullanmaya başlamışlardır. Hedefleri Celal ile Ceren filmini, IMDb veritabanında tüm zamanların en kötü oy almış son 100 film listesinde 1 numaraya oturtmak olan kötü niyetli kişiler, filmin puanını 7 beğeni puanından 1.6 beğeni puanına çekene kadar oy kullanmışlardır. Hatta hızlarını alamayan bu kötü niyetli grup, Celal ile Ceren filmini listede en aşağıya çekebilmek için, o listedeki diğer filmlere de 10 puan oy vermek suretiyle, diğer filmlerin beğeni puanlarını yukarı cekip, ayrı bir manipulasyona da neden olmuşlardır.

Plânlı ve örgütlü şekilde kamuoyu fikrini yanıltmaya teşebbüs eden ve ticari itibarımızı zedelemeye çalışan, henüz kimlikleri belirsiz kişiler ve bu tip saldırı plânlarına ev sahipliği yapan Internet siteleri imtiyaz sahipleri ve yöneticileri hakkında gerekli yasal işlemler başlatılmıştır. Bu tip örgütlü hareketler, Internet üzerinde yapılmış olsa dahi, organize suç niteleği taşıdıkları bir gerçektir.

Trajikomiktir ki, ana hedefleri Celal ile Ceren filmini son 100 film (bottom 100) listesinde 1 numara yapmak olan kötü niyetli kişilerin bu plânı bozulmuştur. IMDb, kullanılan oyların sahte ve örgütlü bir yapıda olduğunu tespit ettiği için, ilk tedbir olarak Celal ile Ceren filmini söz konusu Bottom 100 listesinden çıkartmıştır .Yine her zamanki gibi kötü niyetli kişiler emellerine ulaşamamıs, anlamsız uğraşları boşa çıkmış ve yine kaybeden olmuşlardır.

Henüz kimlikleri belirsiz bu Internet korsanlarını ve ev sahipliği yapan Internet sitelerini kamuoyu önunde kınıyoruz. Konuyu yeteri kadar araştırmadan eksik haber yapan Haber sitelerini de sorumlu olmaya davet ediyoruz. Plânlı ve kötü niyetli şekilde organize edilen bu durumu, Celal ile Ceren sinema filminin ve diğer tüm Türk filmlerinin yapımında, dağıtımında ve gösteriminde emeği geçen TÜM SİNEMA SEKTÖRÜ ÇALIŞANLARINA yapılmış bir SALDIRI ve ÇALIŞANLARIN EMEKLERİNE SAYGISIZLIK olarak değerlendiriyoruz. Kendi yaşadıkları ülkeye ihanet ederek, bir TÜRK filminin IMDb gibi uluslararası bir veri tabanında beğeni notunu KÖTÜ NİYETLİ ve PLÂNLI şekilde aşağıya çekmeye çalışanların, aslında TÜRK SİNEMA SEKTORÜ’NÜN düşmanları olduğunu düşünüyoruz.

Bu tip kötü niyetli ve anlamsız oluşumlara, her nerde ve ne zaman yaşanırsa yaşansın, sağduyulu halkımız gereken cevabı vermiştir. Nitekim Celal ile Ceren henüz ilk iki haftasında 2 milyonu aşkın sinemaseverle buluşup, halkımızdan hak ettiği beğeni puanını almıştır.

Celal ile Ceren filmi hakkında bilmek istediğiniz herşey

Yönetmen: Togan Gökbakar
Oyuncular: Şahan Gökbakar, Ezgi Mola, Gökcen Göçebağ, Dilşah Demir
Senaryo: Şahan Gökbakar
Genel Koordinatör: Pelin Ekinci Kaya
Görüntü Yönetmeni: Gökhan Tiryaki
Kurgu: Erkan Özekan
Kostüm Tasarımı: Melis Atınç Gamsızoğlu
Sanat Yönetmeni: Tural Polat
Müzik: Oğuz Kaplangı
Yapım Şirketi: Çamaşırhane
Türkiye Dağıtımı: Tiglon Film
Gösterim Tarihi: 18 Ocak 2013